《 GÜL YETİŞTİREN ADAM 》
Gül Yetiştiren Adam, zıtlıkların öne çıktığı bir romandır. Aynı topraklarda büyüyen iki farklı karakterin ahlâkî, manevî değerler üzerinden psikolojik ve sosyolojik analizlerinin yapıldığı bir kurgudur. Bu eser yalnızca kurgusal bir metin değil,modernliğe özenti ve bir kısım kadîm değerlerin anlatıldığı, sosyolojik bir resimdir .
Kitapta bu çatışmayı ve zıtlığı temsil eden iki karakter var. Gül Yetiştiren Adam ve Sitare...
GÜL YETİŞTİREN ADAM; mücadele yıllarında ,uğrunda savaşılan değerlerin yitirilmesiyle, topluma küsen ve 50 yıl boyunca evinden çıkmayan, 80 yaşlarında bir dededir. Kurguda, torunuyla muhabbet hâlinde olan dedemiz; ahlâkî ,manevî değerlere vurgu yaparken,bir yandan da İslâmî değerlere,farzlara vurgu yapar. Yazarın anlatımıyla; karakterin,huzurlu ve manevî bir havası vardır. Gül Yetiştiren Adam olarak metaforlaşması,insanın da ahlâkî değerlerle sulandıkça,gül gibi, etrafa o güzel kokusunu yaymasını anlatır. Kendi evden çıkmaz belki ama torununu,inandığı değerler uğrunda yetiştirir. Onun gönlüne taht kurar. Torununu da, gülleri gibi yetiştirir ve topluma,büyüleyici kokusu olan bir gül gibi bırakır.
Burada karakterin,50 yıl evden çıkmaması yönüne bir eleştiride bulunmak istiyorum. Biz inananlar biliyoruz ki;"Tebliğ, farzdır" . Kur'an-ı Kerim'de,en çok emredilen farz :"Emri bil maruf nehy-i anil münker,yani iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmaktır". Bu durumda karakterin;değerleri bu kadar önemserken ,50 yıl evden çıkmadan yaşaması,biraz tezatlık oluşturmuş bana göre. Evet;bazen ,dünya hayatı ve bazı insanlar gerçekten çok yorucu .. Bazı imtihanlar gerçekten çok ağır.. İnsanın sadece sevdikleriyle irtibat kurmak istediği zamanlar oluyor hakikaten.. Bu durumda, dinlenme alanlarımız olmalı diyor Kemal Sayar. Bir insanda,bir hobide,bir şiirde,bir seyahatte dinlenmeliyiz... Önce kendimizi tanımalı ve nerelerde dinlenebildiğimizi anlamalıyız ki;yorulduğumuzda,oralarda soluklanalım.
SİTARE ve arkadaşları ise; modernliğe özenen,sığ düşünceli bir kaç insanı resmeder. Bu eser;bir yandan,sosyolojik olarak modernliğe özenmelerini,bu durumu çarpıtmalarını ve sığlaştırmalarını anlatırken; diğer yandan, psikolojik olarak, derin karakter analizlerinin diyaloglarla harmanlandığı,kurgusal bir metindir. Aynı zamanda yazar olan kitabın anlatıcısı ile Sitare arasında duygusal bir bağ vardır. Ama Sitare evlidir (•̀ o •́ ) .
✓Çarpık,yanlış ilişkilerin anlatıldığı,
✓ seviyorMUŞ gözüken ama sevginin kırıntısının olmadığı kalpleri anlatan,
✓ yalnızlık ,
✓ insanın kendine yabancılaşması ve hayata tutunamamasını anlatan konulardan oluşur. Sığ, yüzeysel ve samimiyetsiz ilişkiler etrafında,insanların ahlâkî çöküşü anlatılır.
Bireysel olarak, Sitare'ye baktığımızda, sağlıklı bir insan tablosu görmüyoruz. Kendini tanımıyor,ne istediğini bilmiyor. Sağlıksız şemalarla ve yanlış seçimleriyle oradan oraya savrulurken, gittikçe kendini tüketen ve harcanmış bir hayatın resmi oluyor Sitare..
Kitap,bu iki isim üzerinden,iki farklı kurgu olarak ilerliyor. Aynı dönem olsa da,kurgular, birbirinden bağımsız ilerliyor. Bazı okuyucular için,anlamdan kopmaya sebep olur mu, bilmiyorum. Bu konuda bilgi vermek istedim. Benim açımdan sıkıntılı bir durum oluşturmadı. Eseri okurken,su gibi aktı gitti, zevkle okudum.
Anlaşılan yazar; modernleşme ve ahlaki değerlere,psikolojik ve sosyolojik yönlerden kapı açmak istemiştir. Diyalogların geniş yer kapladığı bu eserde, tasvirler ve betimlemeler kurguyu süslemiştir. Bahsettiğim konular çerçevesinde,psikolojik ve sosyolojik temaları okumaktan hoşlanıyorsanız, zıtlıkların resmedildiği kurguları seviyorsanız,bu kitaba şans verebilirsiniz.
Keyifli istifadeli okumalar diliyorum..
Yorumlar
Yorum Gönder