Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

《 A H R A R 》

 ʙᴀɴᴀ ᴅᴜâ ᴇᴅɪɴ,ʙᴇɴ ᴛᴜᴛᴜɴᴀᴍıʏᴏʀᴜᴍ.. Bu sözler 15. yüzyılın büyük Nakşibendi şeyhi Ubeydullah Ahrar'a ait..  Bazı kitaplarda baş karakter kitabın sonunda doğar. Dünya hayatı onun doğumuna hazırlanır. Esasında bu hazırlık ,tüm insanlar için geçerlidir . On sekiz bin âlem içinde,bizi eşref-i mahlukat olarak şereflendiren Rabbim'in, her kuluna aynı değeri verdiğine ve bu süreci tüm kulları için hazırladığına inanıyorum. Konumuzdan devam edecek olursak bu kitap, Ubeydullah Ahrar'ın, o doğmadan önce,onun doğacağı coğrafyada yaşanılanları ve o doğduktan sonraki hayatının bir bölümünü konu alıyor.  Kitap,Yıldırım Bayezid ve Timur'un ,Ankara Savaşı ile başlıyor. Ubeydullah Ahrar'ın, tasavvufi olarak sancılı doğumu ve gelişimi ile nihayetleniyor. Biyografik bir kurgu olarak niteleyebilirim. Nakşibendi tarikatıyla ilgili bilgiler bulunmuyor. Daha çok evrensel insani değerlerle ilgili temalar işlenmiş. Kitapta çok çeşitli alt metinler ve temalar var. Başlayalım; Kitabın giriş...

《 ÇATLİYCAK KADAR AŞKİ 》

 Ne zaman; •insan karanlık bir yerde sayıklamaya itilmiş,  •insan ilişkileri karışık, karıştırıcı, bozucu niteliklere bürünmüş,  •insanın bir başka insana söyleyeceği söz anlamını kaybetmiş,  •insan davranışları yapaylık, içtensizlik yüklü hale gelmişse,  insanlar şiir okumak, şiirle uğraşmak, şiirden öğrenmek gereğini duymuşlardır...diyor İsmet Özel Şiir Okuma Kılavuzu kitabında... Bülent Parlak ise bir konuşmasında şöyle diyor: "Şiir ciddi bir meseledir. Şiirin matematiği ve sosyolojisi vardır. İyi bir sosyolog ,psikolog olmadan; duyguları asil bir şekilde ifade etmeden, iyi bir şiir yazmak zordur." ~~~~~~~~~ Şimdiye kadar okuduğum şiir kitapları arasında,şiir dili farklı olan bir kitaptı benim için.. Ne demek istediğimi inceleme sonuna doğru yazacağım. Önce temalara değinmek istiyorum.   İsmet Özel, şiirleri ile okuyanlara sosyolojik bir pencere açıyor. Bu şiir kitabı,bireyin iç dünyasından ziyade, daha çok toplumun sosyolojik dünyasına kapı aralıyo...

《 Ş A İ R 》

 Asr-ı saadet ikliminde kurgulanan bir sevda masalı.. Bir düello... Silahla mi?..! Hayıırr...! Şiirle.. Bu bir şiir düellosu... Bir mücadele... YALANın, karakterlerin hayatlarını farklı yerlere fırlattığı bir hayat mücadelesi... Bir mücadele... Devletlerin birbiriyle savaştığı bir mücadele olduğu kadar: insanın vicdanıyla da savaştığı bir mücadele aynı zamanda... Bir tanıtım.. Farklı coğrafyaların tarihi ve kültürlerini anlatan bir tablo.... İsmet özel'in "Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız." demesine benzer şekilde, "karakterlerin aşkıyla başlıyor" romanımız. İki ayı kabilenin iki büyük şairi; Betafanlı Zeyd ve Gallaklı Tuleyle... Bir de bu iki şairin aşık olduğu güzeller güzeli Sara... Bu kitap sadece bir aşk hikayesi değil, yalanın insanlanın hayatını nasıl mahvettiğini ortaya koyan bir resimdir. Giriştikleri şiir düellosunda, kendi şiirleriyle Zeyd'i yenemeyeceğini anlayan Tuleyle, Zeyd'in yüzüne, sanki kendi şiiriymiş gibi, o anda kimsenin bilm...

《 UZAKLARIN ŞARKISI 》

Ben ne okudum böyle!... diye düşündüğüm bir kitap oldu. Öncelikle söylemeliyim ki merak duygusu,hiç peşimi bırakmadı. Sanki masal diyarında gezen karaktermişim gibi hissettiğim bir yolculuktu. Ayrıca, başka hiçbir yazarda hissetmedim ama, Kaan Murat YANIK kitaplarını okurken sanki bir film sahnesi izliyormuş gibi okudum .. "Uzakların Şarkısı" , büyülü gerçeklik unsurlarının içinde, tarihi ve fantastik öğeleri harmanlayan bir romandır. Bu kurgu 3 bölümden oluşuyor. Olayların çoğu 2.bölümde gelişiyor. Bu 3 bölüme,giriş gelişme sonuç bölümleri gibi diyebiliriz. Bu kitap sadece bir kurgu anlatmıyor, fantastik bir dünyanın içine dağılmış,insanın alayı illiyyin ile esfel-i safilin arasındaki yolculuğunu gözler önüne seriyor. Bizlere,iradenin,o gizemli ve derin kuvvetinin,ne tür güzelliklere yol açtığını gösteriyor. 1.BÖLÜM; bazı psikolojik sıkıntılarından uzaklaşarak,romanını yazmak için , Kars'a giden Bünyamin'in macerasını anlatıyor. Orada tanıştığı Besti nine ve karanlık...

《 R Ü V E Y D A 》

 Eyy kıymetli Nurullah Genç hocam;  "Kelimeler ordun mu var,bir işaretinle cümleye dizilen?Nedir bu gönlümüzde yarattığın deprem? "Anla ki senin için yürüyor kelimeler.. Çığlığımın atardamarlarından.." derken, yürüttüğün kelimelere nasıl bir derinlik,güçlü bir etki yüklüyorsun ki,iç içe uyuyan hislerin canlanmasına vesile oluyor.  Evet....yine,içimdeki kıpırtının ritmini artıran,bir Nurullah Genç şiir kitabı bitirmiş bulunuyorum. R Ü V E Y D A... İsminin anlamı gibi ince,zarif bir mânâ hissettiriyor. Hepimizin "memnu bahtına ilişmek" istediği, içimizde "alaca atların koştuğu" , onun için "kelimeleri yürüttüğümüz" ,Rüveyda'mız olmuştur. Yani hayallerimiz.. Bu bazıları için bir insan iken, bazıları için ulaşmak istediği diğer hedefler olabilir. Ben bu şiiri daha çok, kişiye bağlı olmayan,ulaşmak istediğim hedefler için anlamlandırdım.  Biz insanlar,bir yönüyle duygulardan oluşuyoruz. Bir hedefe vuruluyoruz ve onu çok istiyoruz. O hedefin, ...

《 D Ü N Y A S I Z L A R 》

 İçinde ne çok edebiyat biriktirmişsin sevgili Kaan Murat YANIK (⁠ ⁠◜⁠‿⁠◝⁠ ⁠)⁠♡ Bu kitap,Azerbaycan-Rusya coğrafyasında iki dostun hikayesi çerçevesinde anlatılan bir kurgudur. Kitap; romanlara atıflar,müzikler,felsefe gibi türlerle zenginleştirilmiştir. Yılları birbirine düğümleyen bu kurgu 4 bölümden oluşuyor. Ben ilk 2 bölümden yola çıkarak anlatacağım.  3.ve4. bölümler, bahsedeceğim konuların devamı ve sonuç olduğu için,tekrara düşmemek adına oralara değinmeyeceğim. 1. Bölüm Bu bölüm, mimarlık fakültesi okuyan,başarılı bir öğrenci olan Nergis'in hikayesiyle başlıyor. Takıntılı ve ona âşık hocasının, Nergis'in ona olumsuz cevap vermesiyle,ona yaşattığı şiddetin konu edildiği bir bölümdür. Nergis,ülkemizdeki bir çok kadın gibi,yaşadığı olaydan sonra ,ne ailesinden ne çevreden gerekli desteği bulamıyor.Belki de "Dünyasızlar" ismi buradan geliyor. Ülkemizde kadınların bir çoğu,belli yaştan sonra, ebeveynleri hayatta olsa bile hem öksüz hem yetim kalıyorlar. Ebeveynle...

《 ÜŞÜYEN ELLER DİVANI 》

 Bazı şiir kitaplarını okuduğumda, kitabın vazifesinin "emr-i bi'l ma'ruf nehy-i ani'l münker" olduğunu hissediyorum. Said Yavuz'un "Üşüyen Eller Divanı" kitabı, tam olarak böyle hissettirdi. İyiliği, güzelliği amaç edinmiş birinin kaleminden sızanlar; insana, duygulara, gönüle, hayat imtihanlarına karşı Kur'ani yani ahlaki bir istikamet çiziyor. Yazarı tanımıyorum ama okuduğum dizeler beni böyle düşündürdü. Divan kelimesinin anlamlarını araştırdığımda, bu kelimenin burada tasavvufi manada kullanıldığını düşündüm. Şiirleri okuduğumda ise daha iyi anladım ki şair, "Bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir; ahiret yurduna gelince işte asıl hayat odur; keşke bunu bilselerdi." (Ankebut-64) ayeti sırrınca, bu dünyayı üşünecek bir yere benzetiyor ve "Üşüyen ellerimle divanına geldim Rabb'im" anlamında kullanıyor. Hakikaten şiirler de bu kitap başlığının derin anlamlarını ifade ediyor.  Şair kitaba, ...

《 CANIM ALİYE RUHUM FİLİZ 》

 Duygularını yaşayan, yansıtan, paylaşan ve sevdiğinde, duygularıyla bir akis oluşturduğunu hissettiğimiz Sabahattin Ali'nin sevdası..(⁠◕⁠ᴗ⁠◕⁠)✿ Bu kitap Sabahattin Ali'nin,eşi ve çocuğuna yazdığı mektupların derlenmesiyle oluşmuştur. Klasik mektup derlemesi olmanın ötesinde, yazarın özel dünyasına, duygularına,düşüncelerine,kişiliğine dair bakış açıları sunar. Yazarı tanımak adına rehberlik edebilecek kaynaklardan biridir diyebilirim. Bu eser, yazarın nişanlılık döneminden başlayan, Aliye hanımla evlendikleri ve, çocuklarının doğup büyüdüğü dönemi de kapsayan mektuplardan oluşur. İlk 50-60 sayfa yazarın,eşi Aliye hanıma derin, güçlü ve tutkulu sevgisini anlatır.  Bu mektuplarda sevgi, yazarın gönlünden,mektup kağıtlarına sızan bir ışıltı olmuştur. Kalpteki heyecanının ritmini, kelimelerde hissettiren yazar, gerçek sevebilen insanlar ordusunun güzel bir temsilcisi olmuştur. Zamanın ve mekanın ötesine uzanan, sınırları olmayan bu sevgi bağını,hasretin sardığı kelimelerle mektub...

《 HER ŞEY İÇİN ÇOK GEÇ 》

 Hayattan bir kuple dizeler yudumlamak ister misiniz? (⁠.⁠ ⁠❛⁠ ⁠ᴗ⁠ ⁠❛⁠.⁠) Bülent Parlak(1979-2022) ,şair kimliğinin yanında,İzdiham Dergisi'nin kurucusu ve genel yayın yönetmeni olarak da önemli bir edebi kimliğe sahipti(rahmet olsun). Bülent Parlak'ın kitabını incelerken,dergiciliğine değinmemek olmazdı. Bülent Parlak , "Derdim dergimdir" anlayışına sahip bir imaj ve çabayla,vefatına kadar görevini yerine getirmiştir. İzdiham Dergisi, kendine özgü duruşu olan bir dergidir. "Hepimiz ölecek yaş(s)tayız" sloganıyla yayın hayatına devam eden dergi, edebî diliyle hayat yolumuza destek veren bir üslûba sahiptir. Sorgulayan ve düşünmeye sevk eden edebî içeriklerine ek olarak,muzip üslûbu,okuyanların ruh dünyasına ve edebî diline farklı bir tat bırakır.  (Bülent Abi'nin ruhuna bir Fatiha ricasıyla..)              ~~~~~~~ ☞Kısa bir tanıtımdan sonra incelemeye geçecek olursak: Öncelikle belirtmek isterim ki;insan bazen, yaşadığı duygula...

《 S U Ç V E C E Z A 》

Suç somut mudur, soyut mudur? Peki ya ceza? Dostoyevski'nin 1866 yılında yayımlanan romanı Suç ve Ceza, adından da anlaşılacağı üzere bir cinayet üzerine suç ve ceza psikolojisini anlatır. Roman, suç üzerinden cezanın türlerine değinir. Cezanın her zaman somut olmadığını, vicdan ve ahlak gibi değerlerin ağır bir mahkeme olduğunu terennüm eder. Bu hikâye kimi zaman karakterlerle, kimi zaman diyaloglarla aktarılırken büyük ölçüde baş karakterimiz Raskolnikov'un iç dünyasında yaşanan hengamelerle anlatılır.  Yazar, Raskolnikov karakterini suç ve ceza temelinden ele alırken aynı zamanda toplumsal eşitsizliklere karşı duran, dürüst, düşünen, aydın bir genç olarak tanıtır. Kitabın çerçevesini bir suçun psikolojik öyküsüyle, onun ahlaki sonuçları oluşturur. Raskolnikov'un kötü birisini katletmesi sadece bir cinayet değil, aynı zamanda toplumsal eşitsizliklere, ahlaki çöküşe ve adaletsizliğe bir başkaldırıdır.Aslında Raskolnikov, Napolyon gibi kahramanları örnek alarak bu suçla bi...

《 İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN 》

 .......⁽⁠⁽İRADE PUSULAMIZDIR⁾⁠⁾...... Bu kitap, içimizdeki şeytanı irade gücüyle yenenlerin, ve yenemeyenlerin anlatıldığı bir eserdir. Bu kitap iradeyi kullanabilmenin önemini,iki zıt insanın aşkı ve insan ilişkileri üzerinden anlatır. Ayrıca bireylerin psikolojilerini, ve bu ruhsal sürecin ,toplumu sosyolojik olarak nasıl etkilediğini anlatan bir romandır. Kitap,baş karakterlerimizden Ömer'in Macide'ye âşık olmasıyla başlıyor. Macide'nin de bu duyguya olumlu cevap vermesiyle 2hafta içinde tanışıp beraber yaşamaya başlıyorlar(evlilik hayatı). Bu kurguyla yazar,bir insanı kısa sürede tanımanın mümkün olmadığına vurgu yapıyor. Uzmanların da belirttiği gibi bir insanı tanımak için zamana yaymak,ve bu zaman içerisinde kişinin söz-eylem tutarlılığına,o kişiyle hayata aynı pencereden bakabilme durumuna, onunla istek ve hedeflerin uyumuna vb bakmak gereklidir.  Gelelim asıl konumuza; iradenin önemi.. Yazar, Ömer karakteri üzerinden,bir insanın iyi özelliklere sahip olmak istemes...

《 SABAHATTİN ALİ BÜTÜN ŞİİRLERİ 》

 Sabahattin Ali'nin, "Hapishane Şarkısı 5" ismiyle yazdığı şiirinin,"Aldırma Gönül" diye dinlediğimiz türkü olduğunu biliyor muydunuz? (⁠◍⁠•⁠ᴗ⁠•⁠◍⁠) Bu eser,Sabahattin Ali'nin farklı dönemlerde yazdığı şiirlerinin bir araya getirildiği bir eserdir. Sabahattin Ali'nin "Bütün Şiirleri" kitabı, şairin erken dönem şiirlerinden, daha olgunluk dönemi eserlerine kadar bir nevi kronoloji sunar. Böyle bir terim var mı bilmiyorum ama,şairin belli dönemlerini anlatan,şiirsel bir otobiyografik eser de diyebiliriz. Şair,şiirlerinde genellikle çok yalın ve anlaşılır bir dil kullanmıştır. Açıkçası bir çok şiiri, hayatının bazı dönemlerinin şiire çevrilmiş hâli gibi geldi. Hiç kolay bir hayat yaşamamış olan şair,şiir diliyle okurlarıyla dertleşmiştir çoğu zaman..Şiirler, şairin iç dünyasına açılan bir pencere niteliğindedir. Şairin dünyasını bütünlükle görmek açısından güzel olduğunu söyleyebilirim.  Lakin,modern şiirin,zihinsel kazıya sebep olan dizelerinden ...

《 KUYUCAKLI YUSUF 》

Kuyucaklı Yusuf; yalnızlık,çaresizlik ve sefalete rağmen, insan kalabilme adına dik duruş gösterme gayretinin romanı.... ◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉ Bu hallere, aldığı paranın azlığı ve fakirlik sebep olmuştu, daha büyük bir sefalet neler doğurmazdı? (Syf 212) Âhh Yusufcum ,hayatın zorlu imtihanlarının getirdiği ağır ruhsal yüklere,toplumun acımasız, karaktersiz, vicdansız kesiminin de yük eklemeye devam etmesi hakikaten çok üzücü.. Sen yine de,her şeye ve herkese rağmen dik durmaya çalıştın,iyiliğin, güzelliğin,temizliğin olduğu yönü seçmeye çalıştın. Hem de öyle ezik bir tavırla değil, gayet yiğit bir tavırla...Kimsesiz kalan,önünde onu "koşulsuz seven" bir rehberi olmadan,bir insanın,iyi ve güzeli seçme gayreti takdire şayandır her zaman.. Hiçbir zaman kurban moduna(sürekli mağdur) düşmeden,hayat yolunda temiz bir şekilde ilerlemeye gayret gösterdin. İnsaniyet yolunun zorluklarının, nasıl aşıldığına dair, güzel örneklerden birisin.. Kitapta,baş karakterlerimiz Yusuf, henüz k...

《 S O N E L E R 》

 Sevebilenlerden misiniz (⁠。✿⁠‿✿⁠。⁠) ◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉ William Shakespeare'in Soneler'ine bir tür şiirsel mektup demek istiyorum. Şair,çok fazla imge ve metafor kullanmadan, etkileyici ve derinlikli kelimelerle ,bizleri , sevgi serüvenine dahil etmiştir. Kendi başına otururken sıkılan kelimeler,bir araya geldiklerinde, William Shakespeare'in ustalığıyla, cümlelerde dans coşkusu hissettiriyorlar. Zamana yayılan,türlü imtihanlardan geçen bir sevda olduğu için "aşk" değil bu duygu; ruhun derinliklerinden duyulan tatlı nağme,yani "sevgi" ifadeleridir .. Şairin,sonelerinin ana teması " sevgidir " . Sevgiyi gün doğumuna benzetiyorum. Gün doğumunu izlemeyi çok seviyorum,hatta tutkulu bir âşığıyım. Bahar sabahın huzurlu sessizliğinde ,kuşların ezgisi eşliğinde,ilk önce güneş ,gelişini haberdar ediyor rengârenk yansımalarla... Dağların ardından patlayan küçük ama etkileyici ilk ışık,önce göze,sonra kalbe sızıyor. Güneş,göz kamaştıran renkler v...

《 KÜRK MANTOLU MADONNA 》

Kürk mantolu Madonna kitabı, güçlü bir aşk teması etrafında kurgulanan romandır. Sadece aşk hikayesi diye niteleyemeyeceğimiz bu eserde,yazar, toplumsal gerçekçi bir yönle eseri kaleme almıştır. Karakterlerin,iç dünyasını böylesine görmesi,böylesine sade, vurucu ve akıcı bir dille anlatması, yazarın takdir edilesi yönlerinden biridir. Yazar, karakterleri psikolojik açıdan resmederken,toplumu da sosyolojik açıdan resmetmiştir.  Kitap genç bir anlatıcının,baş karakterimiz Raif ile tanışmasıyla başlıyor. Raif'in hassas,hakkını aramayan,kendini kimseye karşı ifade etmeyen tavrına anlam veremiyor. Taaa ki Raif'in defteriyle karşılaşana ve onu okumaya başlayana kadar..  Baş karakterlerimiz ; Raif ve Maria Puder, nam-ı diğer Kürk Mantolu Madonna.. Raif karakteri, hassas yapılı bir insanı temsil ediyor. Doğduğu evde,kendini ezdiren bir anne ve 'sadece ismi baba olan' ebeveynlerle büyüyor. Desteklenmiyor,hakkını araması öğretilmiyor. Ailede,desteklenmediği gibi, ebeveynleri ,onu...

《 BİR YAZ GECESİ RÜYASI 》

Bir Yaz Gecesi Rüyası, William Shakespeare'in komedi türündeki eseridir. Shakespeare ,ele aldığı konuları,şiirsel ve zengin dilinin yanında, anlaşılır ve akıcı bir şekilde yazmıştır. Bu komedide ise ana konumuz aşk'tır. Shakespeare ,sadece tiyatro yazmaz, tiyatro metni içinde toplumsal ve bireysel eleştirilerini , bazen komedi,bazen trajedi şeklinde, metne etkileyici şekilde serpiştirir. Shakespeare okurken,en beğendiğim yönlerinden biri budur. Kitabın ana konusunun aşk duygusu olduğunu söylemiştm.  İlişkiler,insanın hayatında önemli bir role sahiptir. İlişkiler içinde, romantik ilişkinin başlama sebebi çoğu zaman aşk'tır. Uzmanların da her zaman söylediği gibi  __"Aşk,geçici görme bozukluğudur.."__ Bu duygu, sağlıksız temellendirmelere dayanarak ortaya çıkar. İnsan,bir güzelliğe âşık olabildiği gibi,kendinde eksik olan ve ruhen ihtiyacını hissettiği bir duyguya da âşık olabilir. Birine merhametli olduğu için âşık olmak gibi. Oysa ilişkiler tek yönden oluşmaz. İn...

《 KAFA KARIŞTIRAN KELİMELER 》

 Kitapta yer alan yazıların, tümüyle, bize bir düşünme yöntemi teklif ettiği kanısını taşıyorum.            Rasim Özdenören 〃〃〃〃〃〃〃〃〃〃〃〃〃〃〃〃  Rasim Özdenören 'in " Kafa Karıştıran Kelimeler" adlı eseri, yazarın düşünce dünyasının ,önemli bir parçasını anlatan,deneme-incelemedir. Yazar, kelimelerin, ruhumuzun en kuytu köşelerinde kök salıp büyüdüğünün bilincinde olan biridir. Müslümanca yaşamı kendine dert edinmiş olan yazarımız, sırat-ı müstakim yolunda dikkatle ilerleyebilmenin önemli adımlarından biri olan 'kelimeler'i inceliyor,onlara düzen ve açıklama getiriyor. Lügat ve ıstılah(özel) anlamlarına yer veriyor. Kelimeleri; tarihi, felsefî, edebî, sosyolojik açılardan inceliyor,ispatlar sunuyor. Eser 5 bölümden oluşuyor.  1. KAVRAMLAR ÇERÇEVESİNDE İslâmî kavramların yerli yersiz kullanımına canı sıkılan yazar,onlara sahip çıkılması gerektiğini anlatıyor. Özgün kimliğimizi nereye dayandırdığımızı sorguluyor. "Batı kültürünün evrenselliğine it...

《 BAHAR BÛSELİK 》

 Bütün başlıkların bahar kelimesiyle başladığı bir bahar şöleni☞...꒰⁠⑅⁠ᵕ⁠༚⁠ᵕ⁠꒱⁠˖⁠♡✿♡✿♡✿♡✿♡✿♡✿♡⁠˖⁠꒰⁠ᵕ⁠༚⁠ᵕ⁠⑅⁠꒱ ...☞demek isterdim ama, başlıklar baharla başlasa da, dizeler her zaman baharı anlatmıyor(⁠˘⁠⌣⁠˘⁠ ⁠). Şairin, baharla dertleşen bir dili var. Şefkatini,sevdasını, özlemini,sılasını,hayal kırıklığını,yalnızlığını anlatıyor ona . Önce teslimiyetle başlıyor dizeler. Gerçi, Rabb'e teslimiyet çoğu zaman hissediliyor Nurullah Genç'in dizelerinde .. İnsanın iç dünyasına doğru bir sesleniş var. Modern zamanın kelimelerinden "canım kendim" demek yerine; "bahar" diyerek sesleniyor iç dünyasına.. Bu seslenişteki dizeler ve hissettirdikleri ,insanın bazen hüznüne, bazen umuduna dokunuyor. Bahar'ına, kendini __'incitme -kaybetme- kurutma'__ diyerek şefkatle sesleniyor.. Yaşamla ilgili ne kadar kırgınlığı olsa da,Rabb'e teslimiyetin getirdiği umut var satır aralarında.. Sonra,şiirlere serpiştirilen, dünyanın ve insanların acımasızlığından bıkmışlığı...

《 GÜL YETİŞTİREN ADAM 》

Gül Yetiştiren Adam, zıtlıkların öne çıktığı bir romandır. Aynı topraklarda büyüyen iki farklı karakterin ahlâkî, manevî değerler üzerinden psikolojik ve sosyolojik analizlerinin yapıldığı bir kurgudur. Bu eser yalnızca kurgusal bir metin değil,modernliğe özenti ve bir kısım kadîm değerlerin anlatıldığı, sosyolojik bir resimdir . Kitapta bu çatışmayı ve zıtlığı temsil eden iki karakter var. Gül Yetiştiren Adam ve Sitare... GÜL YETİŞTİREN ADAM; mücadele yıllarında ,uğrunda savaşılan değerlerin yitirilmesiyle, topluma küsen ve 50 yıl boyunca evinden çıkmayan, 80 yaşlarında bir dededir. Kurguda, torunuyla muhabbet hâlinde olan dedemiz; ahlâkî ,manevî değerlere vurgu yaparken,bir yandan da İslâmî değerlere,farzlara vurgu yapar. Yazarın anlatımıyla; karakterin,huzurlu ve manevî bir havası vardır. Gül Yetiştiren Adam olarak metaforlaşması,insanın da ahlâkî değerlerle sulandıkça,gül gibi, etrafa o güzel kokusunu yaymasını anlatır. Kendi evden çıkmaz belki ama torununu,inandığı değerler uğrund...

《 KABAHATLER KANUNU 》

 Peşinden gittiğiniz cümleleriniz var mı? (⁠◔⁠‿⁠◔⁠) Furkan Çalışkan bir söyleşisinde;  "Hayat; akış içinde, şiir bunu durdurur." demişti.  Şairin şiirlerini okuduğumda,tam olarak bu cümlenin yanında durduğunu ,bu cümlenin peşinden gittiğini hissettim. Hızlı ve bir çok şeyi tükettiğimiz bir zamandayız. Duyguları hissetmek,hızlanan akışı,bir nebze olsun durduran önemli dinamiklerdir. Duyguları en güzel hissettiğimiz yerlerden biri de şiirdir. Şair,bu cümlenin peşinden giderek,okurlara,akış içindeki hayatın bazı yerlerinde soluklanmaya yer açıyor. Savunma Sanatları kitabı,hayata karşı bir duruş temsil ediyordu. Kabahatler Kanunu ise;hayatın zorluklarından ziyade,bireyin iç dünyasında yaşadığı duyguları ve çatışmaları anlatıyor. İsmi neden Kabahatler Kanunu? Kitabı okuyunca şöyle düşündüm; çünkü, insan hata yapandır. Yaşam yolunda ilerlemek, zaman zaman hata yapmaya kapı açmak demektir. İnsanın olduğu yerde kabahat mutlaka olur,kanun gibi bir şey bu.. Şairin tanımıyla;"barko...