《 HER ŞEY İÇİN ÇOK GEÇ 》
Hayattan bir kuple dizeler yudumlamak ister misiniz? (. ❛ ᴗ ❛.)
Bülent Parlak(1979-2022) ,şair kimliğinin yanında,İzdiham Dergisi'nin kurucusu ve genel yayın yönetmeni olarak da önemli bir edebi kimliğe sahipti(rahmet olsun). Bülent Parlak'ın kitabını incelerken,dergiciliğine değinmemek olmazdı. Bülent Parlak , "Derdim dergimdir" anlayışına sahip bir imaj ve çabayla,vefatına kadar görevini yerine getirmiştir. İzdiham Dergisi, kendine özgü duruşu olan bir dergidir. "Hepimiz ölecek yaş(s)tayız" sloganıyla yayın hayatına devam eden dergi, edebî diliyle hayat yolumuza destek veren bir üslûba sahiptir. Sorgulayan ve düşünmeye sevk eden edebî içeriklerine ek olarak,muzip üslûbu,okuyanların ruh dünyasına ve edebî diline farklı bir tat bırakır.
(Bülent Abi'nin ruhuna bir Fatiha ricasıyla..)
~~~~~~~
☞Kısa bir tanıtımdan sonra incelemeye geçecek olursak:
Öncelikle belirtmek isterim ki;insan bazen, yaşadığı duyguları açık açık anlatmak ve bu noktada, yazdığı, paylaştığı cümlelerle açık açık anlaşılmak istemiyor. Bazen insan, kelimelerin içine saklanmak istiyor ... Bu yüzden modern şiiri seviyorum. Öyle cümleler kurmuş ki şair,bu satırları okuduğumda, benim ruhumda ve gönlümde "ben'ce" yer ediyor. Ama bu cümleyi okuyanlar,benim için olan 'bu' anlamı bilmiyor. Onlar da,kendince anlam çıkarıyorlar. "Her Şey İçin Çok Geç" kitabı, tam olarak böyle bir kitap oldu benim dünyamda.
Mesela;
oysa ben
deşilen bir yaranın nereye akacağını bilmeden,
ellerim ceplerimde, bir gitmek sakladım
bir gitmek ki;
suriye kadar dağıldım her seferinde
dizelerinde okur;gidenin, kimden,nereye,ne sebeple gideceğini sadece kendisi biliyor.
Evet; kitap,'gitmekle' başlıyor önce... Kırgınlık ve yalnızlık duyguları eşlik ediyor dizelere.. Hayat yolunda her seferinde dağılmak ve bunu kimsenin anlamaması insanı üzüyor.
Neden gider ki bir insan......?
Bu sorunun cevabı,her gidenin kendinde saklı....
Şair,bu gidişe 'kanlı bir kahkaha'nın eşlik ettiğini söylüyor. 'Kanlı kahkaha' tanıdık geldi mi? Hani şu,"kan kustum kızılcık şerbeti içtim" dediğimiz... Duyguları ifade edememenin tanımı bu ifade ve ne kadar üzücü bir durum.. Hissettiğin duyguları yaşayamadığın gibi, tersine bir halet-i ruhiyeye bürünmeye çalışıyor insanoğlu...Bu dize,anlatamamanın üzüntüsü değil,anlatsa da anlaşılamamanın üzüntüsüdür...
Şair,bu duyguların, aynalara kırışıklık taşıdığını anlatarak devam ediyor. Bu kırışıklıklar,biraz kırgınlıklara ait,biraz da pişmanlıklara... Dizeleri okurken hissettiğimiz bu duygular,şikayet eden bir yerden haykırmıyor. Şair hatasını biliyor, ve yaradana her zaman teslimiyet içinde olduğu bir yerden bizlere sesleniyor.. Kelimelerin ardında hep bir teslimiyet gizli...
Veee tek başınalığı vurgulayan o iki dize...
Ben hiç terk edilmedim
Ben hep yok edildim..
Yalnızlığı,tek başınalığa eşit olan insan terk edilemez . Çünkü terk edilmek için önce bir birliktelik gereklidir.
Oysa o insan, görülmemiştir,duyulmamıştır ve her zaman yok sayılmıştır... Bazı insanlar,kalabalıklara tek başına doğarlar ve o kalabalığın içinde tek başına ölürler...
Biliyoruz ki,seçilmiş yalnızlık bir lükstür. İnsan o yalnızlığı,anlamla doldurur. Lâkin tek başına olmanın getirdiği zorunlu yalnızlık,bu yaşamın zorlu imtihanlarındandır. Ve burada yine bir sorgulama;
Keşke doğru yaptıklarımdan değil
Yanlış yaptıklarımdan pişman olsaydım..
Şairin, bu şiirdeki dizelerde bahsettiği pişmanlık bir sızlanma değil,bir farkındalıktır. Bu farkındalık ve devamında sorgulamayla,hayata yeniden başlama, eksikleri düzelterek bu yaşam yolunu geçme niyetindedir. Ve şair,bu dizelerle gelen sessizliği şöyle anlatır;
İnsanın ,her şeyi, sıkılı bir yumruğun içine gömmesi de varmış..
Bu sıkılı yumruk, pasif bir kurban modun sessizliği değil,aksine,aktif sabır dediğimiz,içini sorgulama, farkındalık ve çözümün doldurduğu bir sessizliktir. Bu bekleyiş,o sessizlik bittiğinde,yumruğun konuşacağı,tuzla buz olması gerekenleri tuz-buz edeceği bir duruştur.
Birbirinden anlamlı başlıklarının olduğu şiirlerinden birinin ismi; "Kamburumda Yeryüzü" ... Şiirin ismi ne kadar anlamlı(˘⌣˘ )... Hepimiz bu yeryüzünde ,sırtımızda bir kambur taşımıyor muyuz..?
✓Anlaşılmamak...Bazen vazgeçmek istemek ama başaramamak,unutamamak...
✓İnsanların , "Sizin için ne yapmayabilirim" bakışlarındaki samimiyetsizlik ve onların ,bir olması gereken yerde,bireyselciliği .. Yalanda bile haklı çıkan insanlar..!
✓Yarım kalmış duygular...Yerine getirilmemiş sorumluluklar...
✓ Savaşlar,acılar..İnsanların duyarsızlığı...
✓Yaşamı anlamla dolduramamanın sızısı.. Belirsizlikler...
Bunların her biri ve daha fazlası, hisseden ve insan olmaya çalışan herkesin sırtında bir kamburdur.. Ve çoğu zaman bu kamburla yürümek,insanı çok zorlar..
Sona doğru yaklaşırken,şair de toparlıyor şiirlerini...
Düştüğü yerden ayağa kalkan,kaldığı yerden düşmeye devam eden..
diyerek hayatın güzel bir tasvirini yapıyor şair bu dizelerle. Çünkü hayat,düşe kalka ilerlemelerle devam eden bir yolculuktur. İncecik kırılışların enkazına yürürüz. Bazen galip, bazen mağlup olarak,o yolda ilerleriz. Bu kitap da,hayatın küçük bir simülasyonu gibi yazılmış bana göre.. Bence buradaki şiirler bir derleme değil,bir bütünlük ifade ediyor. Bu bütünlük insanın iç dünyasında,hayatla bir bağ kurmaya vesile oluyor. Bana göre,kitaptaki şiirler,okundukça kişiyi saran, bitirdiğinde ise sarsan bir etkiye sahiptir.
Baktığımızda kitap 72 sayfa.. Okunduğunda hemen bitecek sayfa sayısına sahip şiirlerden oluşuyor. Ama dizeler insanı öyle bir tutuyor ki; "burada dertleşmeliyiz" diyor. Gelip zihne yerleşiyor bu şiirler ve, insanın zihninde demlendikçe, şiirlerin anlamı çoğalıyor. Dolayısıyla diğer dizeye hızlı bir şekilde geçmek mümkün olmuyor.
Yine, anlatırsam uzayacağını bildiğimden genel hatlarıyla anlatmaya çalıştığım bir inceleme oldu.
Şifa olan dizelerle karşılaşmak beni mutlu etti. Bu anlattıklarım kapsamında,siz de okumak isterseniz,bir şans verebilirsiniz.
Keyifli şifalı okumalar diliyorum..(◍•ᴗ•◍)
Yorumlar
Yorum Gönder