《 İ N S A N O L M A K 》

 Engin Geçtan, İnsan Olmak kitabının arka kapağında kirpiyi metafor olarak kullanıyor. Bu metafora göre "insan ilişkilerini" "soğuk günde karşılaşan bir grup kirpiye" benzetiyor. Kirpiler ısınmak için birbirlerine yaklaştıklarında, dikenleri birbirine battığı için tekrar uzaklaşıyorlar. Uzaklaşınca üşüyorlar ve tekrar yakınlaşıyorlar. Bu şekilde devam ederek ısınabilecekleri uzaklığı buluyorlar. Kısa ama derin olan bu metafor ile yazar, insan ilişkilerinde her anlamda olması gereken mesafeyi anlatıyor. İnsanlarla ilişki kurabilmek için ise, bireyin kendini tanıması gerektiğini söylüyor. 


Kitabı okurken Ahzab-72 sürekli zihnimde gezdi;

"Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir."

İnsan olmak bir sorumluluktur. Bedeniyle var olmak değil, ruhuyla, ruhunun âzâlarıyla insan olmaktan bahsediyor. Et ve kemiğimizle, ruhu terbiye etmeden, var olmaya devam etmek **beşer** olmaktır. İnsan olmak için, bireyin kendini tanıması ve bilmesi gerekir. Ruhunu terbiye etmesi,onu büyütmesi ve olgunlaştırması gerekir. Bu, tamamlanan bir eylem değildir. İnsan olmak bir süreçtir ve ömür boyu devam eder. Peygamber Efendimiz (sav)'in de der ki;

“Kim kendini bilirse Rabbini bilir”.

 Kendini bilmek Yaradanını tanımaya götürür. Ve aynı zamanda bu süreç, anlamlı bir hayat yaşamaya vesile olur. Dünyadan göçerken, arkasına pişmanlıkla bakmadan; iki dünyasına da güzellikleri miras bırakan bir zenginlikle göçer. Bu bağlamda psikoloji bilimi kıymetlidir. Gerçek ve kaliteli kaynaklar bize, ruhumuzun haritası adına yol gösterir ve rehberlik eder. Farkındalık kazandırır. Yunus Emre ne güzel açıklar;

  İlim ilim bilmektir 

     İlim kendin bilmektir 

        Sen kendini bilmezsin 

           Ya nice okumaktır

              Okumaktan murat ne 

                  Kişi Hak'kı bilmektir 

İnsan olmak bir sorumluluk olduğuna göre bu sorumluluğu yerine getirmemek yaptırım gerektirir. Ayetteki son cümle sorumluluğunu yerine getirmeyen insanı anlatıyor. Henüz dünyadayken bile ,insanlarla ilişkilerde yaşadığımız sıkıntılar; bu sorumluluğunun yerine getirilmediğinin - bir yönüyle - sonucudur. Bu bağlamda yazar, var oluşumuzu bilmek ve tanımak adına, örnekler ve sorgulamalarla bize kaliteli bir rehberlik sunuyor. Varoluşumuza uygun anlamlı bir hayat yaşamanın yollarını, bazen felsefik sorgulamalar ve basit örneklerle fark ettiriyor. 


Yazar, bireyin toplumu nasıl oluşturduğunu anlatarak ve anne- baba-çocuk süreçleriyle başlıyor kitaba.. İlk önce bireyi doğduğu eve götürüyor. "Doğduğun ev kaderindir" cümlesini çürütecek yollar ve yöntemlere kapı aralıyor. Bireyin büyüme sürecindeki ebeveyn tutumlarının, onun var oluşuna ve yetişkinliğine etkisine değiniyor. Buradan sonra bahsettiği konular da, doğduğu ev ile ilgili bağlantılı olarak devam ediyor. 


Temelde anlatılan konulardan biri **değersizlik duygusu**.. Yazar, insanın kendini eksik hissetme duygusunun evrensel olduğunu söylüyor. Öyle ya, bizler insanız ve kusurluyuz. İbrahim Tenekeci'nin dediği gibi " Kusursuz olmak yakışmıyor insana.." ... Ama bu kavram, insanın doğduğu evde bozulduğunda, 'değersizlik duygusu' ortaya çıkıyor. Değersizlik duygusu, dallanıp budaklanan bir ağaç gibi, insandaki **öfkeyi, korkuyu, kaygıyı, sorumluluğu** ifrat ya da tefrit derecesinde etkiliyor ve insan ruhunun dengesini bozuyor. Bu duyguların ve davranışların bozulmasıyla da insanın **yalnızlığı, ortak yaşam ilişkileri, kendini yaşaması, nevrotik kısır döngüye** (bozuk ruhsal kalıplarda dönüp durmak ve bir türlü kendi kendisiyle yüzleşecek cesareti bulamamak) dönüşüyor. Peki nasıl oluyor da, eksikliği kabullenip sağlıkla yolumuza devam edecekken, değersizlik duygusunın ortasında buluyoruz kendimizi? Bizi yaratan Rabbimiz, 18bin âleme bizleri eşref-i mahlukat olarak tanıtmışken, en güzel mektubunda bizi böyle şereflendirmişken; kim, niçin bize bu duyguyu aşılıyor? Değersizlik duygusu öyle bozuk bir kalıp ki, kiminde gölge bir varlık ya da yama insan gibi var olurken; kiminde çatlak bir ayna gibi insanlara kötü bakan ya da kalp kıran bir yansımada var oluyor. Kimi ise sessiz bir kimlikte, kapı eşiği modunda hayat sürdürüyor. Yazar, değersizlik duygusunun dallanıp budaklanan tüm bozuk kalıplarını, kitapta tek bir paragrafı israf etmeden anlatıyor. Bu yolculuğu, akademik kariyerini herkesin anlayacağı dilde eriterek, somut örnekler ve farkındalıklı cümlelerle, ruha temas eden tüm yönleriyle ifade ediyor. Yukarıdaki cümlede kalınlaştırarak belirttiğim kavramlar, kitabın ana başlıklarını oluşturuyor. Yazarın tespit ve analizleri bir öğüt verme değil; bireyin içsel yolculuğuna bir davettir. Ayrıca, yazarın yargılayıcı bir dil yerine, anlaşılır ve kabullenici dil kullanımı, okumayı daha rahat ve motive edici bir serüvene dönüştürüyor. İnsan, anlaşıldığını hissettiği bu kitapta çiçek açmaya gönüllü oluyor. 


İnsan, kendi ruhunu her an, seçimlerle yontarak şekillendiren bir sanatçıdır. Her seçim, yontulan heykelin şeklini değiştirir; her erteleme ise heykelin yarım kalmış bir taş yığını olarak kalma riskini artırır. Bu bağlamda yazar, bireyin varoluş suçluluğuna düşmeden, kurban moda tutunmadan, eksikliğin evrensel olduğunu kabul ederek yaşantı üretebilmenin yollarına işaret ediyor. Hayatı anlamla yaşamanın ve sevginin bir süreç olduğuna değiniyor. Doyumlu yaşamın ve sevmenin, yaşantı üretebilmeyi gerektirdiğini ifade ederek, rotayı bulmamıza yardımcı oluyor. Dolayısıyla yazar kitapta, sevgiyi bir duygu olmasından ziyade, bir varoluş biçimi olarak aktarıyor.


Velhasıl kelâm yazar, anlattığı her bölümle birlikte, yapboz tamamlar gibi insan portresini tamamlıyor. Yazarın amacı, okura sadece anlamlı bir hayatın yolunu anlatmak değildir, insan olmanın kırılganlığını, çelişkisini ve güzelliğini de hatırlatmaktır. Kitabı okurken israf olmuş tek cümle bulamadım. Cümlelerin derinliği, kolay anlaşılır olması, farkındalık kazandırması ve çözüme yönlendirmesi okuma serüveni açısından çok kıymetliydi. Kendiyle yüzleşebilme cesareti gösterenlerin, insan olma yolculuğuna anlam katmak isteyenlerin okumasını tavsiye ediyorum. Kendinizden ve çevrenizden pay bulacağınıza inanıyorum. 

Şimdiden istifadeli okumalar dilerim...


⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘⫘

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

《 Ç Ö Z Ü L M E 》

《 A Ş K - I M E M N U 》