Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

《 C A L İ G U L A 》

 Kitap ismini, İmparator Caligula 'dan alıyor. Tarihte yaşamış biri olan Caligula, Roma imparatorluğunda sevilerek tahta çıkmış olsa da, yönetim sürecini zorba bir imparator olarak tamamlıyor. Yazar Albert Camus, absürd felsefesini bu kitabında Caligula üzerinden anlatıyor. Gerçek Caligula'nın iktidar hırsı ve zulmünü, absürd felsefesine göre kurguluyor. Yazarın absürd felsefine göre karakterimiz Caligula, kardeşinin ölümüyle hayatın anlamsızlığını fark eder. Ama bu anlamsızlığı, -Yabancı kitabındaki Meursault karakteri gibi- kabul etmez. Bunu zorbalığa ve zulme dönüştürür. Yani Meursault absürdizmin nasıl olması gerektiğini anlatıyorsa; Caligula da nasıl olMAması gerektiğini anlatıyor.  Öğrendiğim kadarıyla gerçek Caligula, yönetimi boyunca politik zorbalık yapıyor. Kitap karakterimizin zorbalığı ise varoluşçuluk üzerinden anlatılır.  Ölümü anlamsız olarak gören Caligula, bu anlamsızlığı insanlara ispat etmek için haddini aşan bir özgürlüğe yönelir. Keyfine göre belirled...

《 SÖYLE BANA HİNDİBA 》

 Kitabı bitirdiğimde, sihirli bir konuşmadan daha ayrıldığımı hissettim. Malum, şair Nurullah Genç'in kalemi yazdığı dizelere sihir damlatıyor. Yaz mevsiminin o mutena günlerinde, güneşin denize yansımasıyla oluşan renk cümbüşü gibi; şair de satırlarda duygu cümbüşüne vesile oluyor. Şairin kalbinden yuvarlanıp gelen tempo, her kalpte başka bir yankıya dönüşüyor. Ben de naçizane, kitaptan yansıyan kendi yankımı aksettireceğim. Sanki şair, Samiha Ayverdi'nin şu cümlesiyle sesleniyor: " Sana söyleyeceklerim biraz da içinin yangınıyla ısınsın... " Kader makinesi durmaksızın önümüze dokuduğu hünerleri yığarken, bizler de bir yaprak misali türlü duygulara savruluruz. Böyle durumlarda duygular düzene ihtiyaç duyar. Duyguları ifade edebilmek, onları yaşayabilmeye yol açar. İlla sözle ifadeye gerek yok, kimi zaman yazarak da ifade edilir. Bu sebeple şiirler, duygu düzenleme ve ifade etme konusunda maharetlidir.  Şair kitaba ilk olarak anlaşılmamayı ifade eden şu dizelerle başl...

《 Y A B A N C I 》

 Albert Camus, Yabancı romanıyla kendi felsefesini kurgulamıştır. Nedir yazarın felsefesi? Absürdizm, yani insanın hayat karşısındaki anlam arayışıyla, bu arayışa cevap alamaması karşısındaki uyumsuzluktur. Yazara göre hayattan bir şeyler beklemek ve emek vermek saçmadır, absürddür. Ona göre insan bu durumu kabul ederek, dayatmalara da baş kaldırarak bilinçli, dürüst ve özgür yaşamalıdır. Yazar kitabına Yabancı ismini vererek, baş karakterimiz Meursault’nun toplumun dayatmalarına karşı kayıtsızlığını ve mesafesini simgelemiştir. Kitap son derece sade bir olay örgüsüne sahiptir. Olaylar Meursault’nun dilinden anlatılır ama karakterimiz sanki kendi duygularına bile yabancıdır. Kurguya, kayıtsızlık ikliminin sardığı bir yabancılık hâkimdir. Buradaki kayıtsızlık bir reddediş gibi görünse de bir idrak yorgunluğu da olabilir diye düşünüyorum. Dostoyevski der ya: "Yemin ederim, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır..." Aynen bunun gibi, anladığını ama anlaşılmadığını hisseden ...

《 KENDİ GÖK KUBBEMİZ 》

İnsan ruhunun derinliklerine işleyen, **şiir**... Duyguları harekete geçiren, **şiir**... Düşünceleri tetikleyen, **şiir**...  Şiir zihinsel, duygusal,sosyal - kültürel, terapötik etkileri olan güçlü bir olgudur. Kitabın isminin Kendi Gök Kubbemiz olması ,bize kitabın içeriği hakkında ipucu veriyor esasında. Gök kubbe; gökyüzü demek. Yani bize ait olan gökyüzümüz,daha da açarsak;bizim olan kültür,musiki,tarih, şehirler,değerlerimiz vb herşey.. Bazı şiirler vardır durum bildirir,bazı şiirler ise kelimelerin ardındaki derin anlamlar ile yaşama mânâ katar. __"Yaratılanı sev yaradandan ötürü"__ diyen Yunus Emre'nin izinden giden Yahya Kemal Beyatlı, kültürünü milletini vatanını seven ve bunu dizelerinde hissettiren bir şairdir. Geçmişi unutmadan geleceğe yön vermenin önemini anlatırken,ders aldığımız tarihi gözler önüne sererek sevgi ve minnetle şanlı tarihimizi şiirlerine taşıyor. Kendi Gök Kubbemiz,3 bölümden oluşan bir şiir kitabıdır. **Kendi Gök Kubbemiz** bölümü,ismin...

《 AYAŞLI İLE KİRACILARI 》

 Cumhuriyet dönemi Ankarası... Dokuz odalı bir pansiyon ve pansiyonda yaşayanlarla birlikte,oraya girip çıkan misafirler...  Realizm akımıyla yazılmış romanımızın anlatıcısı,ismini bilmediğimiz bir banka memuru. İçlerinde en aklı selîm olanı diyebiliriz.  Memduh Şevket Esendal, hayattayken yayınlatabildiği tek romanı için, __"bugünkü cemiyetimizin şiddetli bir tenkidi"__ ,diyor .  Ahmet Hamdi Tanpınar ise; __"Ayaşlı ile Kiracıları adlı büyük romanı, yeni kurulan Ankara'nın havasında memleketteki seviye ve zihniyet farklarını kuvvetle gösteren bir eserdir__. __Bu hiç mütearrız(sataşan) görünmeden her söylemek istediğini söyleyen realizme bugünkü edebiyatımız en canlı taraflarından birini borçludur."__ , diyor. Bu açıdan bakıldığında, Cumhuriyet dönemi insan manzaralarının bir yönünü anlamak ve öğrenmek isteyenler için, yeterli olmasa da,dönem kitabı olduğunu söyleyebilirim.  Ekonomik özgürlüğüne destek olunmamış, dolayısıyla cahil kalmış,arzularına yenik düşen ka...

《 D Ü Ş Ü Ş 》

 Albert Camus’nün Nobel Edebiyat Ödüllü "Düşüş" adlı romanını daha sakin bir zamanda okumak isterdim. Hengâme içinde okumama rağmen dikkatimi kendine çeken, ahlaki sorgulamalarla insanı kendisiyle ve bulunduğu dünya ile yüzleştiren bu romanı kesinlikle bir daha okumak isterim. Bu güzel roman, monolog tarzında ilerlerken, okuru insan olmaya dair sorgulamalarla düşünmeye sevk eder. Bu kitabın ismi bireyin; vicdan ve masumiyetten, suçluluk ve ikiyüzlülüğe 'düşüş'ünün kısa bir özetidir. Kitap düşüş kelimesinin ardındaki derinliği, felsefî sorgulamalarla anlamaya davet eder.  Baş karakterimiz avukat Jean-Baptiste Clamence, Paris’te yürürken köprüden atlayan bir kadının çığlığını duyması üzerine, ruhuna taktığı maskenin altındaki kendisiyle yüzleşir. Jean-Baptiste, kendisinin vicdanlı, yardımsever, kadınlar başta olmak üzere herkes tarafından sevilen biri olduğuna inanır. Böyle inanmasına rağmen o, kadının yardım çığlığına cevap vermez, hiçbir şey olmamış gibi dönüp gider.Y...

《 ÇÖLE İNEN NUR 》

Öncelikle, İmam Rabbani'nin  “Ben sözlerimle Muhammed’i (a,s.m.) övmüş olmadım; aslında sözlerimi Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmla övmüş ve güzelleştirmiş oldum.” sözleriyle başlamak istiyorum. Zira,O'na (sav) dair kurulan her cümle,O'nun (sav) ismi ve mevcudiyeti ile güzelleşir.  Üstad, yazar , Necip Fazıl Kısakürek'den , Efendimiz'in hayatını kronolojik sırayla anlatan bir siyer kitabı okudum. Bu siyer kitabı, Efendimiz'in biyografisini ve tarihi ele alıyor. Esasında , Çöle İnen Nur,sadece bir biyografi ve tarih kitabı değildir. Aynı zamanda , edebî üslûpla kağıda dökülen, okuyanlarda derin duygusal izlenimler bırakan bir eserdir. Yazar, sıradan cümlelerle oluşturulmuş bir metinden ziyade, akla ve kalbe hitap eden,bununla birlikte basirete,şuura,idrake ve nihayetinde kulluğa hitap eden sorgulamalarla eseri oluşturmuştur. Bu kitap,iman sahiplerini tefekküre sevk eden bir sevda anlatımıdır.     Efendimiz'in hayatı sadece biyografi olmaktan ziyade, kendis...

《 K İ M S E N İ N K A L B İ 》

Yaşama,yaşamaya ve insana dair bir dertleşme okumak ister misiniz? Kitabın girişi,ilk olarak hayata dair dertleşmelerle başlıyor. Kitaba, Yahya Kemal'in; **"Gördüm ve anladım yaşamak macerasını."** cümlesiyle başlayan İbrahim Tenekeci,kitabın ilk sayfalarında; **"Zincirler çok kısa yaşamak kadar."**  diyerek satırlara devam ediyor. İnsanın hayat telaşesi,koşturmacaları, yorgunlukları,ulaştıkları ya da kaçırdıklarına değiniyor İbrahim Tenekeci satır aralarında. Yazarın anlatmak istedikleri, Samiha Ayverdi 'nin şu satırlarına denk düşüyor; **"Koşmaktan, didinip çırpınmaktan tâkatı kesilmiş vücudumu dinlendirmeye o kadar muhtaçtım ki..."** Ama ne kadar koşsak da, Cahit Zarifoğlu'nun dediği gibi; **''Bir ömür boyu koşarsın, yetiştiğin sadece nasibindir.''**  sözüne denk düşüyoruz en sonunda. Ve bu kitapta,kendimizi bulduğumuz dizeler,bu anlamda bizlere,yazar ile dertleşmiş hissiyatı yaşatıyor.   İbrahim Tenekeci ,günlük hayattan k...

《 K I R I K H A Y A T L A R 》

 Halid Ziya Uşaklıgil'in Kırık Hayatlar romanı, adından da anlaşılacağı üzere kırık ve parçalanmış hayatların örüntüsünde bir kurgu anlatır. Bu örüntüden kurguya sızanlar, okumuş ama insan olamamış bazı bireylerin ahlaki çöküşüne ayna tutarken; buna maruz kalanların acılar içindeki sessizliğini konu edinir.  Kitap, masal tadında bir aile hikâyesi ile başlıyor. Doktor olan Ömer Behiç'in, eşi ve iki kız çocuğuyla birlikte, yeni evlerine geçme telaşına konuk oluyoruz. Ömer Behiç ve Vedide'nin heyecanları, çocukların neşeli cıvıltılarıyla karışarak güzel bir aile musikisine dönüşüyor. Elbette, ailenin güzel musikisinin devam edebilmesi aile bireylerine bağlıdır. Eşlerin birbirine karşı olan saygı ve sevgi bağlarının güçlü olması, aileye dair en güzel besteleri yazdırır. Lâkin kitapta böyle olmuyor. Arkadaşı Bekir Servet'e, sevgiye sağlam bir şekilde tutunamayıp çapkınlık yaptığı için defalarca kızan Ömer Behiç; ondan daha kötü bir ahlaki çöküşle eşini aldatıyor. Aile çatısı...

《 MABETTE BİR GECE 》

Mabette Bir Gece, kıymetli mütefekkir ve mutasavvıf Samiha Ayverdi 'nin ,bu birikimlerini ,kaleminin ucundan sızdırıp bizlere akıttığı hikâye kitabıdır. Kitap, Samiha Ayverdi 'nin edebî ve güzel türkçesiyle, bizleri ,mistik ve tasavvufi bir yolculuğa çıkarıyor. Kıymetli mütefekkir,bu yolculukta,bizlere tefekkür repertuarını aksettiren nağmeler dinletmeyi ihmal etmiyor. Farklı zaman ve mekânda geçen bu hikâyeler,yazarın ruhani atmosferini, tasavvuf ve tefekkür birikimini yansıtan değerli bir hazine..  Samiha Ayverdi ,bu hikâyelerle bize, tefekkür ve tasavvuf dünyasının hoşluğundan,gönüllerimize tohumlar saçıyor. Gönlümüze düşen bu tohumlar, hikâye bitimlerinde,şükür ve tefekkürle büyüyor. Bir hikayesinde,tefekkürün __'dudaksız kadehsiz sarhoşluk'__ olduğunu anlatan Samiha Ayverdi , diline ve kalemine işlemiş letafetle,bu sarhoşluğu tüm hikâyelerine serpiştiriyor. Okur,hayret duygusunun verdiği fikir cevelanı (düşünceler arasında gezinmek) ile hikâyelere serpiştirilen sar...

《 Y A N I L G I S A A T L E R İ 》

Yanılgı Saatleri ... Yanılmak ve saat... Ne zaman yanılırız... ? Ya da ömrün hangi saatinde yanılırız...?  Nurullah Genç bu kitabında yanılgılardan bahsediyor. Elbette ki insanız,hata yaparız,yanılgılarımız olur. Nurullah Genç de ,bu şiir kitabında,sanmak ve beklentiye girmekten dolayı bir yanılgı anlatıyor çoğunlukla. Kitapta,bir dizede; **"Sanırdım ki herşey bulduğum gibi"** diyor. İnsan olarak hepimiz bir "sanma" duygusuna kapılabiliyoruz. Sandığımız gibi olmadığında hayal kırıklığına uğruyoruz ve buna sürekli maruz kaldığımızda yıpranıyouz. Psikolojik olarak, hayal kırıklığının depresyona sürükleme ihtimali varken, sosyolojik olarak,güven duygumuzu boşu boşuna harcadığımız için , insanlara tekrar güvenecek enerjimiz kalmıyor. İşte bu noktada dengede olmak önemli. Hz İbrahim (as) ; __"Ben batıp gidenleri sevmem"__ demişti. Bazen insanları severken, fedakârca(biri feda ederken diğerinin kâr ettiği ve her zaman böyle olan), dengenin terazisinin şaştığı ...

《 A Ş K - I M E M N U 》

 Aşk-ı Memnu kitabının son sayfalarında Halit Ziya Uşaklıgil için şöyle bir cümle geçiyor: __"Türkçe üzerinde düşünenlerin başında gelir."__ 'Ne kadar haklı bir cümle' diye düşündüğüm bu kitap, yazarımız Halit Ziya Uşaklıgil'in, güzel Türkçemizin zarif kelimeleriyle yazmış olduğu bir romandır. Yazar, yazdığı bu kurguyu realizm ve natüralizm çerçevesinde enfes bir anlatımla zenginleştirmiştir. Kitap, sadece yasak aşk anlatmıyor; zengin bir yalıda bulunan, toplumu temsil eden küçük bir topluluğun, çeşitli açılardan sosyolojik ve psikolojik analizlerini de anlatıyor. Bu anlatımı yaparken sade ve basit bir dilden ziyade, edebiyatın birey psikolojisindeki sanatsal vuruşlarını ve zarafetini estetik bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu kitap sadece Bihter ve Behlül'ün yasak aşkını anlatmıyor; ebeveynlerinden dolayı sevgi susuzluğu çeken bir kız çocuğuyla, hedonist yani haz peşinde koşan dürtüsel bir erkeğin sürüklendikleri yanlışa dikkat çekiyor. Söylemek istedikleri...

《 Y A Ğ M U R 》

O mücella çehreni izleseydim ebedi Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım .. [Yağmur] .. Yağmur şiir kitabı, Nurullah Genç'in Fahri Kâinat Efendimiz Hz Muhammed sav için yazmış olduğu naat ile başlıyor. Kitabın ismi de bu harikulade naatın başlığının adını almış. Yağmur ismi çok anlamlı değil mi? Nedir yağmur? Tüm canlıların yaşam kaynağıdır. Rabb'imin Hayy ismi tecelli eder orada, **'Hayat veren'** .. Ayrıca yağmur temizliktir. Suya hareketlilik kazandırandır. Berekettir . İşte o dev kabiliyet,naatı yazarken Efendimiz'i yağmura benzeterek,O'nun (sav) kalplere yağdığını ,kalbte cansuyu ve bereket vesilesi olduğunu anlatmıştır.  Yağmur herşeyin üzerine yağıyor ama yağmurdan herkes faydalanamıyor. Yağmur bir kayaya yağdığında akıp giderken, toprağa yağdığında orada canlılığa vesile oluyor. Kalp taşlaşmamışsa,kalbe yağmur gibi düşen Efendimiz'in sevgisi de,ruh dünyamızda nice güzel canlanmalara vesile oluyor. Hatta şiirde,**"yağarsın taşlar bile yemy...

《 İBRAHİM EFENDİ KONAĞI 》

""Bu kitap ne bir hikâyedir ne masal ne de roman...zamanı, mekânı, vak'aları, şahısları, isimleri hattâ vak'aların seyri, sırası ve detaylarının yüzde doksanı ile otantik ve yaşanmış bir devrin, gerçek ve yaşanmış bir hayat tablosudur."" diye takdim ediyor kitabı bize saygıdeğer Samiha Ayverdi.. ""Eksiği var, fazlası yok"" diye de ekliyor.  Samiha Ayverdi , İbrahim EfendiKonağı'nda,bizleri tarih ve kültür koridorunda gezdiriyor. Bu koridor oldukça kıymetli ve sağlam değerlerin bahsedildiği bir koridor. Bir müze gezisi gibi. Ortada bir kurgu var,lakin diyaloglar yok denecek kadar az. Zarafetin,kültürün,ailenin,insaniyetin ve ulusun yükselmesine vesile olan değerler anlatılıyor . Samiha Ayverdi 'nin etkileyici ve kaliteli türkçesiyle,betimlemeler ve uzun açıklamalar ,bu değerlere eşlik ediyor. Eğer uzun açıklamalar ve bilgi deryasından hoşlanmıyorsanız, kitap size hitap etmeyebilir. Ama Samiha Ayverdi 'nin etkileyici üslûbu hatr...

《 B E Y A Z S A V U N M A 》

""__İ𝗍𝗂𝗋𝖺𝗓 𝖾𝗍𝗆𝖾𝗒𝖾𝖼𝖾𝗄𝗌𝖾𝗄 𝗇𝗂𝗒𝖾 𝗒𝖺𝗓𝖺𝗅ı𝗆 𝗄𝗂? 𝖬𝖾𝗆𝗇𝗎𝗇𝗂𝗒𝖾𝗍 𝗏𝖾 𝗋ı𝗓𝖺 𝖽𝗎𝗒𝗀𝗎𝗌𝗎𝗒𝗅𝖺, 𝖿𝗂𝗄𝗋𝗂𝗒𝗅𝖾, ş𝗂𝗂𝗋 𝗒𝖺𝗓ı𝗅𝗆𝖺𝗓.__""  diyen Osman Konuk'un kendisinden okuduğum ilk şiir kitabı Beyaz Savunma.  Beyaz Savunma; şiiri, modern zaman içindeki insanın varoluşsal sorgulamaları ve, insanın varoluşsal durumlarına çizilen sınırlara karşı, bir itiraz olarak yazdığını anlatıyor.  Beyaz Savunma şiir kitabı, basit şiir anlayışında farklı bir tarzda yazılmış. Şiiri oluşturan kelimeler tek başına anlamıyla basit fakat, cümle oluşturduğunda içinde inci saklayan istiridye gibi kapanıyor. O inciye ulaşmak için, bazı şiirlerde özellikle,zihinsel kazı yapılması gerekiyor.  Osman Konuk bir söyleşisinde,şiiri "hayal gücünden ziyade gerçek gücüyle" yazdığını belirtir. Hakikaten de,şiirlerinde tema olarak modernizm eleştirisi çevresinde, insanın tükenmek bilmeyen maddi isteklerini, şan ve şöhret gibi dünyevi açlıklarını ve ...

SEYAHAT YAZILARIM ☆ KIBRIS ☆

 Bir Kıbrıs rotası hikâyesi..🤗 Bulutların pamuk pamuk görüntüleriyle eğlendikten sonra, Ercan Havalimanı’nın sıcak iklimine giriş yaptık. İstanbul'da üşüdükten sonra, Lefkoşa’nın sıcaklığı bizleri fazlasıyla ısıttı. Kıbrıs turu sadece bir gezi değildi, aynı zamanda tarihe tanıklık etmekti. Öncelikle Girne'de Kıbrıs Barış Harekatı'nda bulunan gemiyi ve biraz ilerisindeki şehitliği gezerek başladık. Masmavi deniz ve gökyüzünün eşlik ettiği bu kıyı, bizlere yorgun ama gururlu bir tablo çiziyordu. Bu tablo, Kıbrıs Barış Harekatı'nın Akdeniz’in sularında gerçekleşen acı ama onurlu tarihini anlatıyordu. Bu hikayeyi dinlerken Alper Gencer'in dizeleri geldi aklıma: mutsuz ve huzurluyduk...                   yorgun ve ümitli...                                   bıkkın ve sabırlı... Bence bu dizeler, tam olarak orada yaşanan hislere tercüman oluyordu. Dramın eşli...