《 SÖYLE BANA HİNDİBA 》
Kitabı bitirdiğimde, sihirli bir konuşmadan daha ayrıldığımı hissettim. Malum, şair Nurullah Genç'in kalemi yazdığı dizelere sihir damlatıyor. Yaz mevsiminin o mutena günlerinde, güneşin denize yansımasıyla oluşan renk cümbüşü gibi; şair de satırlarda duygu cümbüşüne vesile oluyor. Şairin kalbinden yuvarlanıp gelen tempo, her kalpte başka bir yankıya dönüşüyor. Ben de naçizane, kitaptan yansıyan kendi yankımı aksettireceğim. Sanki şair, Samiha Ayverdi'nin şu cümlesiyle sesleniyor:
"Sana söyleyeceklerim biraz da içinin yangınıyla ısınsın..."
Kader makinesi durmaksızın önümüze dokuduğu hünerleri yığarken, bizler de bir yaprak misali türlü duygulara savruluruz. Böyle durumlarda duygular düzene ihtiyaç duyar. Duyguları ifade edebilmek, onları yaşayabilmeye yol açar. İlla sözle ifadeye gerek yok, kimi zaman yazarak da ifade edilir. Bu sebeple şiirler, duygu düzenleme ve ifade etme konusunda maharetlidir.
Şair kitaba ilk olarak anlaşılmamayı ifade eden şu dizelerle başlıyor:
Benim meczup haykırışlarım
Senin rengârenk, doksan dokuzluk
Tespihlerine gömüldü
Güldün delicesine
Ağladım; anlamadın
Nurullah Genç okumaya devam ettikçe, kalpten vuran dizeler gönülde birikiyor. Anlaşılmamak; içimizde fırtınalar koparken dışarıdan sakin bir deniz gibi görülmenin yorgunluğu ve hüznüdür. İnsanın içindeki fırtınaların görülmemesi, kişiyi hayal kırıklığına uğratır. Bu durumda fırtınalarla mücadele edecek kişinin heybesine alması gereken kıymetli bir duygu vardır: O da, anlaşılmama duygusunun kadim dostu sabırdır. Sabır, o fırtınalı denizi sakinleştiren gökyüzü gibidir. O gökyüzü fırtınaları sakinleştirirken, anlaşılmamanın getirdiği hüzün, denizin derinliğinde dönüşerek büyür. Bu dönüşüm bir yok oluş değil, aksine yenilenme ve yeniden doğuşu anlatır. Çünkü "Ol deyince olur." ayetine inananlar için bitiş yoktur. İnananlar için dünya hayatı bazen anlaşılmama, hayal kırıklığı, sabır döngüsünde devam eder. Ve sabrın bereketini sadece o süreci besleyenler görebilir. İşte şairin dizeleri, bu süreci birbirinden dokunaklı metafor ve kelimelerle kalbimize fısıldıyor.
"Kalbimi koyardım siperlerine,
Korkuyu gömerdin hüznü yakardın"
diyen şairin dizelerini okudukça, sevgi dili ve edebiyatının binbir dili olduğunu daha çok anlıyorum. Şiir, insan ruhunun güneşi gibidir. Ruh dünyamızda olup bitenleri ışığıyla, ısısıyla güzelliğe dönüştürür, ruh asude bir iklime bürünür. Bundandır insanın şiire vurulması... Sevgi, insanın hayat albümüne en güzel fotoğrafları ekleyen bir duygudur. Her anın anlamlı geçtiği, geriye dönüp baktığında anlamın somutlaştığı en güzel hikâyeler sevgiden doğar. Peki sevmek bu kadar güzelken, sevmemek neden? İçinde baharlar yeşertmek varken, neden sürekli karda boranda kalmak ister insan? Aslında, geçici hazlara vurgun bu insanlar da birazcık olsun sevgi deryasına adım atabilseler, karşılaşacağı güzelliğin ihtişamına mutlaka şahit olacaklardır.Şairin dizeleri, bu deryaya atılacak adımlara yardımcı olan bir yoldaş gibidir. Kelimelerin sadık eşliğinde ilerlenecek bu yolculukta okur, sevginin farklı dillerini yeniden öğreniyor.
Kitap ismini, kitapta birçok yerde geçen Hindiba metaforundan alıyor. Şair, "Hindiba Masalları" isimli şiiri; doğum, tutku, şarkı, yılkı, inciten, hayret, uyku, ölüm masalı başlıklarında yazmış.
"Bilmiyordun ki hayat mısra mısra düşüyordu kalbime..."
diyen şair, hayatın döngülerini ve duyguların deveranını çeşitli başlıklarda göz önüne sermiştir. Hindiba, şair için sadece nazenin bir bitki değil, aynı zamanda hüznün, zarafetin, sabrın ve derin ruhunun bir simgesidir. Şair, Hindiba metaforu ile bozulmamış bir aşkı simgelerken, kimi zaman da bekleyen ve özleyen bir ruh halini yansıtır. Bu vesileyle umudu ve uzaklara duyulan özlemi fısıldar dimağımıza ve kalbimize. Şair, Hindiba metaforu ile aslında insan ruhunu simgeler.İnsan ruhunda mayalanan değerleri ve onların sonsuzluğa varış sürecini bizlere resmeder.
Velhasılkelam bu kitap, her sayfada kalbimizi sarmalar, gönlümüze dokunur. Şiirler sadece duyguların dışavurumu değil, aynı zamanda varoluşun anlamlandırılması çabasıdır. Hindiba burada dertleşilen, duyguları yaşarken doğru yolu da gösteren bilge bir dost konumundadır. Her duygunun insani çerçevesini, efsunlu, esrarlı kelimeler ve metaforlarla bize aktarır. Nurullah Genç okumak, hakikaten insana iyi hissettiriyor. Göğsüm ferahlık buluyor, kalbim sevgiyle bereketleniyor.
Eğer buraya kadar anlattıklarım ilginizi çektiyse, sizler de kitaba şans verebilirsiniz.
Keyifli okumalar dilerim.
Yorumlar
Yorum Gönder