Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

《 ZOR SEVDALAR 》

 Hakikaten Italo Calvino'nun kitaplarının isimleri, içeriği hakkında ipucu vermiyor. Benim okuduğum üçüncü kitabı olan bu eserde de aynı duyguyu hissettim. "Zor Sevdalar" deyince genellikle kavuşulmayan ya da zor kavuşulan romantik ilişkiler gibi anlaşılıyor. Yazar ise yazmış olduğu on üç öyküyle, sevda kelimesinin sadece romantik ilişkide eşitlenmediğini anlatıyor. Metinlerini anlamak için zihinsel kazı gerektiren bu eser, kitap isimlerinde de aynı tutarlılıkta ilerliyor.  Yazar bu eserinde birbirinden farklı öykülerle yolu aynı temaya çıkarıyor. Yani öyküler farklı olsa da kitap hep bir serüvenden bahsediyor. Yazara göre herkesin bir tutkusu vardır ve bu onun sevdasıdır. "Bir Fotoğrafçının Serüveni" öyküsüyle, bireyin fotoğraf tutkusunu ve bunun için yaptıklarını anlatırken, "Bir Okurun Serüveni" ile okuma sevdasını anlatır.Ama bu anlatımlar düz bir anlatım değil, karakterin zihninde şekillenen ve bu şekillenmenin yazıya dökülerek okura aktarılmış hâ...

《 BAY PALOMAR 》

 Bay Palomar, Italo Calvino'dan okumuş olduğum ikinci kitap olarak, yine farklı bir tür ile karşımıza çıkıyor. Açıkçası yazarın sıra dışı bir yazma derdi olduğunu düşünüyorum. Öyle yazıyor ki beni herkes okumasa da olur diyor sanki. Belki de okur seçiyor, bilemiyorum. Yazar bu kitabıyla, olay örgüsüne bağlı bir metin değil, felsefi ve düşünsel yapıda bir eser yazmıştır. Kullandığı cümleler basit fakat anlamları derindir. Eser, zihinde sorular bırakan cinsten, kolay anlaşılmayan terennümlerdir. Düşündürüyor, sorguluyor, hayatın anlamına doğru yolculuğa çıkarıyor. Bu bağlamda kitap sık sık tefekkürü hatırlattı bana. Bay Palomar aslında tasavvufi bir metin değildir lakin okuma yolculuğumda, tasavvufta özellikle tefekkür kavramı ile bazı paralellikler kurdum. İlk önce kitaptan bahsedeyim, sonrasında kendi çıkarımlarımı yazacağım.  Eser için olay örgüsü yok dedik lakin kitap, Bay Palomar'ın gezilerinden ve o sıradaki düşüncelerinden oluşuyor.Bu nedenle, bütünüyle kurgu dışı bir kit...

《 YAPRAK FIRTINASI 》

 Yaprak Fırtınası, Gabriel Garcia Marquez'in ilk eseridir. Kolombiyalı yazar, İspanyol sömürgesinde kalmış ülkesini, ülkeye gelen muz şirketlerinin sömürüsünü "Yaprak Fırtınası" metaforuyla anlatır. Yazar bu köksüzleşme ve ekonomik sömürüyü örtük bir şekilde eleştirir. Yazarın romanlarında değişmeyen hayali kasaba Macondo, bu anlatımın başrol mekanı olarak sunulur.  Marquez'in kitaplarının kayıp giden bir anlatımı olmadığını düşünüyorum. Ya kurgusuyla, ya karakterleriyle, ya da ifade ettiği zaman dilimlerinin birbiri arasında geçişiyle kitabın yapboz parçalarını birleştirmek zor olabiliyor. Küçükken babaannesinden dinlediği ilginç hikayelerin, yazarın kurgusal yazım hayatına etki ettiği açıkça görülüyor. Normal bir kurgudan ziyade bazen gizemli anlatım, bazen hiciv kullandığı metaforlar ile toplumsal hayatı resmediyor. Kitaplarını okumak biraz matematik çözmeye benziyor diye düşünüyorum.Metaforları ve satır aralarındaki derinliği anladığımızda hangi toplumsal olaylara...

《 BİR KIŞ GECESİ EĞER BİR YOLCU 》

 Bir kitap okumaya başladığımda zihnimde her zaman "bu kitap bana ne anlatıyor, hangi mesajları veriyor?" sorularıyla ilerlerim. Bu sorular okuma serüvenime anlam katan, kitapla konuştuğum, tartıştığım bir yolculuk sunar bana. Lâkin bu kitabı okurken uzun bir süre ne anlattığını anlayamadım. Kitabın başlarında, "Bu kitap ne anlatıyor?" diye sorulsaydı cevabım şu olurdu: https://youtube.com/shorts/vVcvi32p5qQ?si=swE2nFN5vNIYpn0V 🤭 Böyle bulanık bir kitap daha hatırlamıyorum diye düşünsem de, ilerledikçe taşların yerine oturmasıyla biraz daha rahatladım. 😇  Kitabın içinde yarıda bırakılmış 10 farklı türde roman var. Kitap numaralandırılmış bölümlerden ve bu bölümler arasına dağıtılmış 10 roman girişinden oluşuyor. Yazar kitaba başlarken, okuru muhatap alarak onu ilk roman olan "Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu" romanını okumaya hazırlıyor. Diğer bölümde, bu romana başlıyor ve roman yarısında kesiliyor.Bu kitabı okuyan erkek okur (ismi yok) ve kadın okur Ludm...