《 ZOR SEVDALAR 》
Hakikaten Italo Calvino'nun kitaplarının isimleri, içeriği hakkında ipucu vermiyor. Benim okuduğum üçüncü kitabı olan bu eserde de aynı duyguyu hissettim. "Zor Sevdalar" deyince genellikle kavuşulmayan ya da zor kavuşulan romantik ilişkiler gibi anlaşılıyor. Yazar ise yazmış olduğu on üç öyküyle, sevda kelimesinin sadece romantik ilişkide eşitlenmediğini anlatıyor. Metinlerini anlamak için zihinsel kazı gerektiren bu eser, kitap isimlerinde de aynı tutarlılıkta ilerliyor.
Yazar bu eserinde birbirinden farklı öykülerle yolu aynı temaya çıkarıyor. Yani öyküler farklı olsa da kitap hep bir serüvenden bahsediyor. Yazara göre herkesin bir tutkusu vardır ve bu onun sevdasıdır. "Bir Fotoğrafçının Serüveni" öyküsüyle, bireyin fotoğraf tutkusunu ve bunun için yaptıklarını anlatırken, "Bir Okurun Serüveni" ile okuma sevdasını anlatır.Ama bu anlatımlar düz bir anlatım değil, karakterin zihninde şekillenen ve bu şekillenmenin yazıya dökülerek okura aktarılmış hâlidir. Kitap, karakterlerin psikolojik açıdan monolog bir metotla incelendiği öykülerden oluşur. Bireyin tutkusunu anlatırken, hayatında kurduğu iletişimler ve ilişkiler hakkındaki çatışmaları, zorlukları ve başarısızlıklarını anlatır. Yazar aslında her öyküde belli bir durumu nesneler üzerinden, bazen duygular üzerinden inceler.
Calvino bu eseriyle bize şunu fısıldar: İnsan, tutkusuna en yakın olduğu anda bile aslında kendine en uzak noktadadır. Öykülerdeki o meşhur "zorluk", sadece dışsal engellerden değil, insanın kendi algısının yarattığı hapishaneden kaynaklanır. Sevda-tutku burada bir varış noktası değil, bir yol hâlidir. Kişinin hayat yolculuğunda ilerlerken takılıp düştüğü taşları, mücadelesini, içsel çatışmalarını bir cerrah titizliğiyle inceler.Tutku, karakterler için çözülmesi gereken bir denklem, okunması gereken bir metin gibidir. Örneğin "Bir Okurun Macerası"nda tutku, kitaptaki kurgusal dünya ile yanı başında duran hoşlandığı kadın arasındaki o amansız rekabette gizlidir. Sevda, karakterin zihninde o kadar büyür ki gerçek hayattaki ilişkiler bu devasa tutku karşısında silikleşir.
Hâsılı yazara göre tutku ya da sevda; "aynı boşluğa farklı açılardan bakma sanatıdır." Yani "herkesin tutkusu kendine sevda..." diyebiliriz. Hayat bir yolculuktur ve en çok istediklerimizde bile yalnız kalamıyoruz. Tutkumuzun peşinden giderken bile farklı mücadeleler devam ediyor. Bazı kitapları bıraktığı hisler açısından, bazılarını öğrettikleri açısından tekrar okumak isterim. Yazarın kitapları ise matematik problemlerine benziyor. Eserlerini farkındalık yaratması ve düşündürmesi açısından sevdim. Bu nedenle daha sakin bir zamanda tekrardan okumak isterim. Çünkü her okumada farklı açılımlar olacağını düşünüyorum.Anlattıklarım ilginizi çektiyse kitaba şans verebilirsiniz.
Keyifli ve istifadeli okumalar diliyorum...
Yorumlar
Yorum Gönder