《 BAY PALOMAR 》

 Bay Palomar, Italo Calvino'dan okumuş olduğum ikinci kitap olarak, yine farklı bir tür ile karşımıza çıkıyor. Açıkçası yazarın sıra dışı bir yazma derdi olduğunu düşünüyorum. Öyle yazıyor ki beni herkes okumasa da olur diyor sanki. Belki de okur seçiyor, bilemiyorum. Yazar bu kitabıyla, olay örgüsüne bağlı bir metin değil, felsefi ve düşünsel yapıda bir eser yazmıştır. Kullandığı cümleler basit fakat anlamları derindir. Eser, zihinde sorular bırakan cinsten, kolay anlaşılmayan terennümlerdir. Düşündürüyor, sorguluyor, hayatın anlamına doğru yolculuğa çıkarıyor. Bu bağlamda kitap sık sık tefekkürü hatırlattı bana. Bay Palomar aslında tasavvufi bir metin değildir lakin okuma yolculuğumda, tasavvufta özellikle tefekkür kavramı ile bazı paralellikler kurdum. İlk önce kitaptan bahsedeyim, sonrasında kendi çıkarımlarımı yazacağım. 


Eser için olay örgüsü yok dedik lakin kitap, Bay Palomar'ın gezilerinden ve o sıradaki düşüncelerinden oluşuyor.Bu nedenle, bütünüyle kurgu dışı bir kitap da diyemeyiz. Yazar burada edebiyatı, yaşamı ve varlığı sorgulama aracı olarak kullanıyor. Kitabın isminin Bay Palomar olmasının da orijinal bir nedeni var. Yazar bu ismi Kaliforniya’daki ünlü Palomar Dağı Gözlemevi’nden alıyor. Google verilerine göre gözlemevi (rasathane), gökyüzündeki yıldızlar, gezegenler ve diğer gök cisimlerini incelemek, uzay olaylarını izlemek ve veri toplamak amacıyla kurulan, yüksek teknolojili teleskoplarla donatılmış bilimsel merkezlerdir. Yazar bu ismi bir karaktere dönüştürerek aynı gözlemi yaşam ve varoluş adına kurgulamıştır. Hiç diyalog olmayan bu kitapta tüm hareket, Bay Palomar'ın zihninde ve bakışlarındadır. Bay Palomar hayatı gelişigüzel yaşamıyor, farkındalıkla yaşıyor. Yıldızlara, çiçeklere, hayvanlara, alışveriş dünyasına bakarken, sadece bakmanın değil görmenin de hakkını veriyor. Belki her zaman sonuca ulaşamıyor ama insana has en güzel eylemi yapıyor: düşünüyor ve sorguluyor.Yazar, düşünceden oluşan satırlara bilim serpiştirmeyi unutmuyor. 


Tasavvufta tefekkür, sıradan görünen şeylerde ilahi hakikati görmektir. Aslında Bay Palomar tam olarak bunu yapıyor. Kur'an-ı Kerim'de de "Hiç düşünmez misiniz, akletmez misiniz?" sorularıyla defalarca hatırlatılan bir eylemi gerçekleştiriyor. Lakin her şeye sadece akılla baktığından, bütünü anlamaya çalışırken parçaya hapsoluyor, ayrıntıda boğuluyor. Tasavvufta hakikate ulaşmanın yolu sadece akıl değildir; bununla birlikte kalp ve sezgi gereklidir. Bilgiyi irfana dönüştürmek gerekir. Bay Palomar, çokluğu inceliyor ama birliğe varamıyor. Hâlbuki tefekkür böyle değildir, çokluktan birliğe varılır. Bay Palomar objeleri tanımlayıp kelimelere sığdırmak istiyor oysa hakikat kelimelere sığmaz, ne söylesek eksik kalır. İşte o sırada devreye kalp ve iman girer, mümin teslim olur, kalpten sezer ve Bir'liği hisseder. Kitap bu bağlamda beni sürekli tefekkürün önemine götürdü. Bay Palomar sadece aklıyla düşündüğünden tefekkürün huzuruna eremiyor; görüyor ama kalbiyle birlikte hakikati temaşa edemiyor. Bu da huzurdan ziyade zihinsel yorgunluğa sebep oluyor. Oysa tefekkür kalpte itminan sağlıyor. Tefekkür ile birlikte, Rad Suresi, 28'de söylenen "Gönüller ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." ayetinin gerçekliği yaşanıyor. Gökyüzü, çiçek, manzara, doğa Yaradan'dan gelen bir hediye oluyor dünyamıza, hayat yolculuğumuza anlam ve huzur katıyor.


Velhasılkelam bu eser, edebiyatın sadece bir kurgudan ibaret olmadığını, aynı zamanda dünyayı okuma biçimi olduğunu anlatıyor. Yazar bu serüvende okuru aktif bir okuyucu yapıyor. Okura sabırlı ve dikkatli bir okuma deneyimi sunuyor. Bu tür felsefi derinlikli eserlerden hoşlanıyorsanız kitaba şans verebilirsiniz. 


Keyifli ve istifadeli okumalar dilerim. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

《 Ç Ö Z Ü L M E 》

《 İ N S A N O L M A K 》

《 A Ş K - I M E M N U 》