《 Y A B A N C I 》

 Albert Camus, Yabancı romanıyla kendi felsefesini kurgulamıştır. Nedir yazarın felsefesi? Absürdizm, yani insanın hayat karşısındaki anlam arayışıyla, bu arayışa cevap alamaması karşısındaki uyumsuzluktur. Yazara göre hayattan bir şeyler beklemek ve emek vermek saçmadır, absürddür. Ona göre insan bu durumu kabul ederek, dayatmalara da baş kaldırarak bilinçli, dürüst ve özgür yaşamalıdır. Yazar kitabına Yabancı ismini vererek, baş karakterimiz Meursault’nun toplumun dayatmalarına karşı kayıtsızlığını ve mesafesini simgelemiştir.


Kitap son derece sade bir olay örgüsüne sahiptir. Olaylar Meursault’nun dilinden anlatılır ama karakterimiz sanki kendi duygularına bile yabancıdır. Kurguya, kayıtsızlık ikliminin sardığı bir yabancılık hâkimdir. Buradaki kayıtsızlık bir reddediş gibi görünse de bir idrak yorgunluğu da olabilir diye düşünüyorum. Dostoyevski der ya: "Yemin ederim, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır..." Aynen bunun gibi, anladığını ama anlaşılmadığını hisseden bazı insanlar, bir süre sonra kayıtsızlık moduna geçerler. Meursault'nun kayıtsızlığı, bir çarkın dişlileri arasına sıkışmış bir kağıt parçası gibidir. Kayıtsız insan acının keskinliğini duyar ama sahiplenmez. Meursault’nun annesinin ölüm acısını sahiplenmediği gibi. Böyle insanlar için güneşin doğuşu mucize değil, sadece bir gök olayıdır. Birinin vedası bir boşluk, birinin gelmesi ise orada olan bir fazlalıktır. Yani buradaki kayıtsızlık, sessiz, yankısız bir oluş gibidir. Meursault, kendisiyle ilgili olan tüm olaylara, sanki pencere ardından bakar gibi davranır. 

Yazar, betimlemelerini yazarken kayıtsızlığı satır aralarına dağıtır. İşlenen cinayet bir husumet dolayısıyla değil; güneşin rahatsızlık vermesi sebebiyledir. Cinayet de güneş de burada bir metafordur. Güneşin göz kamaştırması ve sıcaklık sebebiyle işlenen cinayet, aslında toplumsal baskının bunaltıcı etkisini temsil eder.Aslında Meursault, bu baskıdan kurtulmak için duygularını öldürür ve kayıtsızlık moduna geçer. Mahkemede de cinayet dolayısıyla değil, duygusuzluğu dolayısıyla yargılanır. Yazar, Meursault karakteriyle insanın özgürlüğünü simgeler. 


Özgürlük uçsuz bucaksız bir okyanus ise kıyılar bu okyanusun sınırlarıdır. Kıyı olmazsa okyanus bir anlam ifade etmez. Sınırın olmadığı yerde yön de yoktur. İnsandaki özgürlük de böyledir. Özgürlük belli sınırlarla güzeldir. Yani Meursault’nun kayıtsızlığı tam bir özgürlük değildir. Özgür insan toplumun zorlamalarına karşı dururken, bir yandan da sürekli değişen bir oluş hâlindedir. Meursault ise istemediği durumlarda dik durabilirken, diğer durumlar için fark etmez diye düşünür. Yani istemediği durumlar haricinde savrulan bir yaprak gibi davranır. Yazar 'fark etmez' kalıbını da özgürlük olarak tanımlamış ama psikoloji bunu özgürlük olarak kabul etmez. 


Diğer taraftan da kitap, toplumun bazı durumlarda haddini aşmasını konu edinir. Toplum bazen, bireyi kendi çerçevesine uydurmak için keser ve kırpar. Hâlbuki o çerçeve her zaman doğru değildir. Elâlem putu dediğimiz toplum, her hayale, her düşünceye hizaya sokulması gereken bir kusur olarak bakar lakin bu, bireyin kendi rengini kaybetmesine sebep olur. Hâlbuki hayat, farklı renklerin dağılımıyla rengârenk olur ve güzelleşir. Meursault karakteri, toplum çerçevesinin dışına çıkarak kendi rengini yaşama özgürlüğünü gösterir. 


Velhasılkelam, yazar Meursault karakteriyle toplumsal maskelerin reddini, ânda kalmanın güzelliğini, yalansız bir hayatın özgürlüğünü anlatmıştır. Buraya kadar güzel lakin, hayatın anlamsızlığı ve ona kayıtsızlığı da özgürlüğe dahil etmiştir. Ahirete inananlar için anlamsız bir hayat yoktur. Bu dünyada yaptığımız zerre iyilik de kötülük de, Zilzal suresinde bahsedildiği gibi karşımıza çıkacaktır. Bu yüzden yazarın bahsettiği anlamsız bir hayatın kayıtsızlığına katılmıyorum. 

Yazarın basit ve anlaşılır cümlelerinin ardında derin felsefe var. Derin felsefe seviyorsanız ve buraya kadar anlattıklarım ilginizi çektiyse kitaba şans verebilirsiniz. 

Keyifli okumalar dilerim

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

《 Ç Ö Z Ü L M E 》

《 İ N S A N O L M A K 》

《 A Ş K - I M E M N U 》