《 Ş A İ R 》

 Asr-ı saadet ikliminde kurgulanan bir sevda masalı..

Bir düello... Silahla mi?..! Hayıırr...! Şiirle..

Bu bir şiir düellosu...

Bir mücadele... YALANın, karakterlerin hayatlarını farklı yerlere fırlattığı bir hayat mücadelesi...

Bir mücadele... Devletlerin birbiriyle savaştığı bir mücadele olduğu kadar: insanın vicdanıyla da savaştığı bir mücadele aynı zamanda...

Bir tanıtım.. Farklı coğrafyaların tarihi ve kültürlerini anlatan bir tablo....

İsmet özel'in "Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız." demesine benzer şekilde, "karakterlerin aşkıyla başlıyor" romanımız. İki ayı kabilenin iki büyük şairi; Betafanlı Zeyd ve Gallaklı Tuleyle... Bir de bu iki şairin aşık olduğu güzeller güzeli Sara...


Bu kitap sadece bir aşk hikayesi değil, yalanın insanlanın hayatını nasıl mahvettiğini ortaya koyan bir resimdir. Giriştikleri şiir düellosunda, kendi şiirleriyle Zeyd'i yenemeyeceğini anlayan Tuleyle, Zeyd'in yüzüne, sanki kendi şiiriymiş gibi, o anda kimsenin bilmediği ayetleri söyler... Yalan, bir sis gibi hakikati örter. Tuleyle öyle bir illüzyon yaratır ki, harika bir şair olmasına rağmen Zeyd bile anlamaz. Daha doğrusu, yalanın bulanıklaştırdığı hakikate anlam veremez. Daha güzel şiir söyleyemeyen Zeyd, yıkılır. Daha güzel söz söyleyemez, çünküüü: De ki: "Bütün insanlar ve cinler şu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere bir araya gelseler ve bu hususta güçlerini birleştirip birbirlerine yardımcı da olsalar, imkânı yok, asla onun bir benzerini getiremezler. (İsra-88) Tuleyle'nin söz hırsızlığıyla başlayan bu seramoni,-güya Tuleyle'ye yenilmiş olan Zeyd'e ağır gelir. Bunu kaldıramayan Zeyd'in Arap coğrafyasını gönüllü terk ermesiyle, herkesin imtihanı yani hayat mücadelesi başlar.


Yalan, bazen küçücük bir tohum gibi atılır. toprağa, sessiz sedasız ve hileyle.. Sonra büyür, dallanır budaklanır, etrafını saran her şeyi gölgesinde bırakır. Kökleri derinlere indikçe, söküp atmak daha da zorlaşır, söküp atmaya kalktığında ise birçok hayatın depremine sebep olur. Tıpkı bu hikayede olduğu gibi. Tuleyle'nin alay- illiyyin seferiyle hakikat ortaya çıksa da, yıkılan hayatlar, geçen zaman, tekrar yerine gelmez.


İnsanın varoluş sahnesinde oynadığı bir piyes misalli başlayan hayat mücadelesi, düşmeler, kalkmalar, kınılmalar ve yeniden birleşmelerle, çoğu zaman bireyi ham halinden yontulmuş bir heykele dönüştürür.


Zeyd için, gerçek bir yolculuktan ibaret olan bu süreç, Zeyd'in; Pers, Türk ve Roma toplumlarını tanımasına ve oradaki ilişkileri deneyimlemesine sebep olur. Bu tecrübede kölelik ticaret gibi durumlan deneyimler. İçindeki aşkın ağırlığı, yeni insanları tanımanın verdiği şaşkınlık ve yenilik ile, türlü imtihanlar yaşar. O aşk öyle bir zırh olmuştur ki ona, 6 yıl boyunca başka hiçbir kadını görmez. Bazen bereketli topraklara, bazen çorak çöllere düşen Zeyd, dalından kopan bir yaprak misali, rüzgar nereye eserse oraya gider. Onun için varoluş hedefi durmuştur. Taa ki hakikatle karşılaşana kadar..


Tuleyle için, bu yolculuk içsel bir süreçtir. Asr-i saadetten bengisuların damladığı bu kurguda, Tuleyle, kalpleri evirip çevirenin Rabb olduğunun, en güzel örneğidir. Tuleyle'nin dönüşümüne vesile, Sara'ya olan aşkı ve etkisinde kaldığı ayetlerdir. Yalanla, o kalbe sahip olmayı düşünür ama olamaz. Fiziksel bir sahip olmadan bahsetmiyorum. Sara'nın kalbi, yanında olsa dahi Tuleyle ile buluşmaz. Bu gerçek, Tuleyle'nin vicdan mekanizmasını çalıştırır.

Bir kelebeğin kozasından çıkışı gibi sancılı bir süreç yaşar ve sonra büyüleyici hakikati bulur. Sevdasının üstünde bir sevda (Muhabbetullah) olduğunu yaşamıyla ispatlar.


Ve Sara.. Güzelliğiyle imtihan olan kadın... Tuleyle'nin yalanıyla bir labirente giren Sara, çıkışı bulmakta zorlanır, her dönüşte daha da derinlere sürüklenir. Arap coğrafyasında kadının başka şansı olmasa da, Sara'nın hayatı Mehmet Aslantuğ'a ait şu cümleleri aklıma getirir: "Hiçbir kadın geleceğini bir adamın vicdanına, aşkına, günün sonunda bir gün aklının kanşmasına bırakmamalı Ama, Sara'nın yaşadığı coğrafyada böyle bir duruma imkan yoktu elbette.. Annesinden miras kalan şemalarla, hayatını devam ettirmek zorunda kalan kadınlar oldu orada.. Onun da kendi hayatını istediği gibi yazmasına izin verilseydi, belki o şemaları değiştirebilirdi. Yine de, o topluma göre iyi bir konumda bulunuyordu Sara, en azından..(iyi bir yön görmeye çalışırsak..) Bu bağlamda, kurguda, Türklerin kadına verdiği değere de değiniliyor. Türklerin ve henüz müslüman olmamış Arapların, kadına verdiği değerle ligili karşılaştırılma yapılıyor satır aralarında...


Kurguda, ilginç tevafuklar bulunuyor. Söylenen yalanın yıllar sonra birinin hayatını kurtarması; Rahip Bahira'nın İyiliklerinin başka yerlerde başka hayatlara dokunması vb örnekler, Imanın şartlarından kader vurgusuna harika örneklerdir. "Bu tevafuklar hayır ve şerrin Allah'tan cc geldiğine inananları, büyülüyor.."


Asr-i saadetten bengisular damladığını söyledim. Efendimiz (sav) ve müslümanlar kurguya direkt dahil değildir. Kurgudaki karakterlerin konuşmalarından, Efendimiz'in hayatının, belli dönemini anlıyoruz. Kurgunun zaman dilimi, Hz. Hatice'nin (ra) vefatıyla başlayıp, Mekke'nin fethiyle devam eden bir sürece denk geliyor.


Kurgunun en önemli temalarından biri de şiirdir. Yazar Rafet Elçi, aynı zamanda şairdir ve roman içinde geçen tüm şiirleri kendisi yazmıştır. Araştırdığımda, kaside, gazel vb farklı türleri kurguda kullandığını görüyoruz. Şiir, insan ruhunun derinliklerine işleyen, duyguları harekete geçiren ve düşünceleri tetikleyen güçlü bir dildir. Kurguda, bu etkiyi görüyoruz. Öyle ki şair olmak, Arap dünyasında statüsü yüksek bir mevkiidir. Bu sebeplerle şair, bu coğrafyada, herkesin saygı duyduğu, bazı Sayg sorumluluklardan muaf olunan bir statüdür. Bu durum, şairlerin ruha hitap ettiğini, şiirin ruhu beslemesinin büyük önemi olduğunu ve o toplumun buna ihtiyacı olduğunu gösteriyor.


Velhasıl kelam, bu kitabı okuduğunuzda, bir hasret, vuslat, yalan, riya, aşk, alayı illiyyin yolculuğu, farklı coğrafyaların kültürleri ve savaşlarını okumuş olacaksınız..En güzel noktalardan biri de, Efendimiz'in hayatını, henüz müslüman olmayan kabilelerin gözünden okumaktır. Asr-saadetin, gül iklimini hissetmek bu İklimin, dönüştürücülüğüne satır aralarında şahit olmaktır. Gül ikliminde, aşk, şiir ve tarihle harmanlanmış bu romanı okumak İsterseniz, şans verebilirsiniz.. Keyifli okumalar diliyorum..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

《 Ç Ö Z Ü L M E 》

《 İ N S A N O L M A K 》

《 A Ş K - I M E M N U 》