《 S U Ç V E C E Z A 》

Suç somut mudur, soyut mudur? Peki ya ceza? Dostoyevski'nin 1866 yılında yayımlanan romanı Suç ve Ceza, adından da anlaşılacağı üzere bir cinayet üzerine suç ve ceza psikolojisini anlatır. Roman, suç üzerinden cezanın türlerine değinir. Cezanın her zaman somut olmadığını, vicdan ve ahlak gibi değerlerin ağır bir mahkeme olduğunu terennüm eder. Bu hikâye kimi zaman karakterlerle, kimi zaman diyaloglarla aktarılırken büyük ölçüde baş karakterimiz Raskolnikov'un iç dünyasında yaşanan hengamelerle anlatılır. 


Yazar, Raskolnikov karakterini suç ve ceza temelinden ele alırken aynı zamanda toplumsal eşitsizliklere karşı duran, dürüst, düşünen, aydın bir genç olarak tanıtır. Kitabın çerçevesini bir suçun psikolojik öyküsüyle, onun ahlaki sonuçları oluşturur. Raskolnikov'un kötü birisini katletmesi sadece bir cinayet değil, aynı zamanda toplumsal eşitsizliklere, ahlaki çöküşe ve adaletsizliğe bir başkaldırıdır.Aslında Raskolnikov, Napolyon gibi kahramanları örnek alarak bu suçla birlikte bireysel bir sosyolojik deneye girişir. Ezilenleri, fakirleri ve haksızlığa uğrayanları kurtarmak gibi büyük bir amaca hizmet ettiğini düşünerek ahlakı, yasayı ve adaleti çiğner. İşlediği suçtan sonra bir zebani gibi karşısına dikilen suçluluk duygusu, onu her gün kendi vicdan mahkemesinde yargılar. Adalet yasalarının beynine sürekli hücum ettiği bu mahkeme, Raskolnikov'u darmadağın eder. Onu yaralayan yakalanma korkusu değildir, bu suçla birlikte hissettiği insanlıktan kopuş duygusudur. 

Raskolnikov'un sürüklendiği bu ruhsal arbededeki bir diğer merakı, "Ben bir bit miyim yoksa insan mıyım?" sorusudur. Yazar, karakterin inançsızlığını vurgulayarak inancın sağlam bir dayanak noktası olduğunu belirtiyor. Eşref-i mahlukat olarak kendi değerini bilen bir insan, bundan şüphe duymadığı gibi çoğunlukla suç yoluna da girmiyor.Çünkü inancımızda bulunan tebliğ farzı, bizi her daim iyiliği anlatmaya, kötülüğü men etmeye yönlendiriyor. 


Raskolnikov bu ruhsal durumla mücadele içindeyken, Sonya ile tanışır. Sonya onun için bir ahlak aynasıdır. Kendisini Sefiller'deki Fantine'e benzettiğim Sonya, sarsılmaz inancı ve iyiliğiyle Raskolnikov'u etkiler. Aralarındaki bağ sadece arkadaşlık bağı değil, bir sevda terapisidir. Gönüllerinde yeşeren bu aşk tohumu ikisi için de ruhlarına şifaya ve yeniden başlangıçlara vesile olur. Raskolnikov Sonya'nın desteğiyle, bu başkaldırının insani bir yönü olmadığını anlar, bunun ahlaki çöküş ve kişilik yıkılmasına yol açtığını görür, bununla birlikte yüreği, aklı ve tüm varlığıyla bu gerçeği kavrayarak gerçekleri ayırt eder.


Raskolnikov'un vicdan mahkemesinden olumlu bir kararla çıkmaya yardım edenlerden biri de Müfettiş Porfiri'dir. Zeki polis Porfiri, Raskolnikov'u hiçbir zaman suçlamaz, tutuklamaz, yargılamaz.İnsan psikolojisinde usta olan Porfiri, psikolojik sorgulamalarla onu itirafa sürükler. Tabiri caizse kedinin fareyle oynadığı gibi oynayarak, Raskolnikov üzerinde psikolojik bir oyun sergiler.


Suç her zaman somut değildir, görünmez. Güzel dinimizin de her zaman vurguladığı gibi, kalp kırmak büyük suçlardan biridir. Dolayısıyla cinayetin de illaki somut olması gerekmiyor, sorumlu olduğumuz insanların ruhunu öldürmek de bir cinayettir. Adalet yolunda dosdoğru ilerleyen biri, bu ikazlara dikkat ederek ilerlemeye çalışırken, bunu umursamayanlar büyüyememiş, olgunlaşamamış, psikolojide somut işlemler dönemine takılı kalmış bir çocuğu ifade eder. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın dediği gibi: "Kimse kişisel olarak adaleti yerine getiremez." Belki evet, ama azami ölçüde dikkatli olabilmek de mümkündür. Bu bağlamda kitap kurgusuyla, suçun ve cezanın soyut getirilerini de vurgular.


Velhasılkelam bu roman, bir cinayet hikayesi gibi görünse de aslında insan ruhunun karanlık geçitlerine, vicdan azabına ve toplumsal adaletsizliğe, haksızlıklara, yoksulluğa tutulmuş dev bir aynadır. ​Kitap, "Amaca giden her yol mübah mıdır?" sorusunun cevabını bu kurguyla açıklar. .. Yazar, rasyonel aklın tek başına insanı kurtaramayacağını, asıl kurtuluşun evrensel ahlaki değerleri benimseyip uygulayarak, bunları çoğaltmayla mümkün olduğunu anlatır. Kitap çoğunlukla suç psikolojisi üzerine içsel sorgulamalar ile devam ettiğinden, bu tarzı sevmeyenler için sıkıcı olabilir. Ama okunması gereken bir roman olduğunu düşünüyorum ve tavsiye ediyorum. Buraya kadar anlattıklarım ilginizi çektiyse kitaba şans verebilirsiniz. Keyifli okumalar diliyorum.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

《 Ç Ö Z Ü L M E 》

《 İ N S A N O L M A K 》

《 A Ş K - I M E M N U 》