《 R Ü V E Y D A 》

 Eyy kıymetli Nurullah Genç hocam; 

"Kelimeler ordun mu var,bir işaretinle cümleye dizilen?Nedir bu gönlümüzde yarattığın deprem?

"Anla ki senin için yürüyor kelimeler..

Çığlığımın atardamarlarından.."

derken, yürüttüğün kelimelere nasıl bir derinlik,güçlü bir etki yüklüyorsun ki,iç içe uyuyan hislerin canlanmasına vesile oluyor. 

Evet....yine,içimdeki kıpırtının ritmini artıran,bir Nurullah Genç şiir kitabı bitirmiş bulunuyorum.


R Ü V E Y D A...

İsminin anlamı gibi ince,zarif bir mânâ hissettiriyor. Hepimizin "memnu bahtına ilişmek" istediği, içimizde "alaca atların koştuğu" , onun için "kelimeleri yürüttüğümüz" ,Rüveyda'mız olmuştur. Yani hayallerimiz.. Bu bazıları için bir insan iken, bazıları için ulaşmak istediği diğer hedefler olabilir. Ben bu şiiri daha çok, kişiye bağlı olmayan,ulaşmak istediğim hedefler için anlamlandırdım. 

Biz insanlar,bir yönüyle duygulardan oluşuyoruz. Bir hedefe vuruluyoruz ve onu çok istiyoruz. O hedefin, hayat serüvenimizi yazdığımız defterimizde , sonsuza kadar yazılı kalmasını istiyoruz. Bu hayat serüveninde, bazen gerçeklerin acımasız yüzüyle karşılaşıyoruz. İşte o zaman,hayallerin naif seyrindeki şefkatle avunuyoruz. Oysa hayaller sadece bir avuntu değil,bir direniş, bir mücadele biçimi oluyor hayatımızda... Şairin kelimelerden filizlendirdiği bu dizelerde de,o hayaller için yapabileceklerimizin sıralandığı vurucu satırlarla karşılaşıyoruz. Hayallerimizi ne kadar istediğimizi,o isteğin içine karışan arzuyu ,aşkı,şevki bu muhteşem dizelerde buluyoruz. 

Peki her istediğimiz her zaman oluyor mu? Elbette ki olmuyor... İşte o zaman, içimizde ağıtlar başlıyor. Bazen hayırlısını istesek bile, gönlümüzde hedeflediğimiz olmayınca, üzülüyoruz. İnsanız çünkü,dedim ya, duygulardan oluşuyoruz. Gerçekleşmeyen hayaller, iç dünyamızda kırgınlığa sebep oluyor. Şairin "Sen ölmedin Rüveyda,at vuruldu,ben öldüm.." dediği noktada,kelimelere sarılarak hayallerimizi gömüyoruz. Gerçekleşmeyen hayallerimizin bizde açtığı yaraları,satırların şifasında sarıyoruz. Göğsümüzde bir yanardağ kıvrandırarak,o acıyı,üzüntüyü sağaltıyoruz,onları akıtıyoruz. 

Bazen ise,o acı, sıkı sıkı tutunduğumuz ,sonrasında can acıtan bir hayal olmaktan çıkıyor. Bilge bir duruşa yani, Rabb'e teslimiyetin olduğu bir duruşa dönüşüyor. Biz biliyoruz ki,yaptığımız dualar,bu dünyada gerçekleşmese bile, ahirette isteğimizce olacaktır. İşte şair de,bu bilge duruşu, " Sen bendesin,ben sendeyim Rüveyda.." diyerek dile getiriyor. Yani bu dizeler ile, önünde sonunda,burada ya da diğer dünyada,isteğim hayalim benle olacak,inancını ortaya çıkarıyor. İşte bu noktada, RÜVEYDA ÜÇLEMESİ aşkla,şevkle başlayan; kırgınlık ve üzüntünün yaşandığı; sonunda teslimiyete dönüşen bir macerayı ortaya koyuyor.. Biz biliyoruz ki,her hayalin sonu teslimiyete varmıyor. İşte bu üçleme,hayat yolundaki doğru izleri gösteriyor bizlere... Çözemediğimiz,kontrol edemediğimiz her durumda, teslimiyet ya da kabûl,bir terapidir...


Hayaller elbette ki umut taşır. Umut, tabiri caizse, hayallere ulaşmak için bir yakıttır bizim için. Şair,kitaptaki şiirlerin bir çoğunda,umut temasına yer vermiştir. 

"Bana göre değil acı ve ölüm,gurbet kokan bir hayatım var benim.." diyerek, hayallerin olduğu yuvaya varana kadar,gurbette umuda tutunduğunu dile getiriyor. Umut,içimizde baharlar açtıran,duruşumuza güven ve coşku katan bir duygudur. Onun verdiği his ve manevi güç,mücadelenin en kıymetli destekçisidir. Bu yüzden " sen geldin, vefakâr duygular geldi,baharlar geldi" diyerek dile getiriyor,bu ferah duyguyu..


Şairin şiirleri,bu ana temalar çerçevesinde oluşuyor. Bu ana temalar; ümitsizlik,kırgınlık,susmak, heyecan,coşku,şaşkınlık,pişmanlık , sitem, yalnızlık, hüzün ,aşk gibi alt temalarla örülmesiyle, dizelere sıkı sıkı bağlanıyor. Şiirlerin etkileyici olmasında,imgelerin,metaforların kullanımı önemli bir yer tutuyor. Bu imge ve metaforların,yalın bir üslûp çerçevesine oturması,anlamayı kolaylaştırıyor. 


Her satırı olmasa da,bir çok satırı tek tek yazmak istiyor insan... Dizeler okunup,gönüle düştüğünde,zihindeki kelimeler bereketleniyor, çağıldıyor. Oradaki bir duyguya,yaşanmışlığa temas eden kelimeler,zihne koşuyor. Zihinden dile ya da kaleme akmak; anlatmak,anlatmak istiyor. Bazen ise ,bir dizede susuyor insan.. Suskunluk konuşuyor,yaramıza derman oluyor,ya da şevkimize benzin oluyor. Dizeler, yara varsa eğer, oradaki kirli kanı akıttıktan sonra,pansumanıyla o yarayı sarıyor. Ya da bir mentör gibi,mücadelemize kelimelerle güç, motivasyon katıyor. Nasıl böyle bir etkisi olabilir bende bilmiyorum ama oluyor... Bu yüzden şiirler,kelimeler iyi ki var. Bazen en iyi dost,cisimleşmiş kelimeler oluyor.


Velhâsıl kelâm, duygular gibi kıymetli bir hazineye sahibiz. Duyguları görmezden gelmek,bu sonlu hayatın sayılı günlerini çürütmek demektir. Varlığını hissetmek ve sonra sağlıkla yönetmek,bu dünyadaki görevlerimizden biridir. Eee boşuna demiyor ayette,insan olmak zordur diye... Dolayısıyla,duyguları hissedebilmenin en kıymetli yardımcılarından biri,bu bağlamda, şiirler oluyor. Hayalleri olan her insanın,bu kitaptaki kelimeler ordusunun yönetimine kendini bırakmasını tavsiye ederim. 

Okumayı düşünenler için şimdiden keyifli okumalar diliyorum..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

《 Ç Ö Z Ü L M E 》

《 İ N S A N O L M A K 》

《 A Ş K - I M E M N U 》