《 S O N E L E R 》
Sevebilenlerden misiniz (。✿‿✿。)
◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉◍●◉
William Shakespeare'in Soneler'ine bir tür şiirsel mektup demek istiyorum. Şair,çok fazla imge ve metafor kullanmadan, etkileyici ve derinlikli kelimelerle ,bizleri , sevgi serüvenine dahil etmiştir. Kendi başına otururken sıkılan kelimeler,bir araya geldiklerinde, William Shakespeare'in ustalığıyla, cümlelerde dans coşkusu hissettiriyorlar. Zamana yayılan,türlü imtihanlardan geçen bir sevda olduğu için "aşk" değil bu duygu; ruhun derinliklerinden duyulan tatlı nağme,yani "sevgi" ifadeleridir ..
Şairin,sonelerinin ana teması " sevgidir " . Sevgiyi gün doğumuna benzetiyorum. Gün doğumunu izlemeyi çok seviyorum,hatta tutkulu bir âşığıyım. Bahar sabahın huzurlu sessizliğinde ,kuşların ezgisi eşliğinde,ilk önce güneş ,gelişini haberdar ediyor rengârenk yansımalarla... Dağların ardından patlayan küçük ama etkileyici ilk ışık,önce göze,sonra kalbe sızıyor. Güneş,göz kamaştıran renkler ve pozlarla yavaş yavaş yükselirken,ısısı artıyor,bunu bizlere , şefkatle hissettiriyor.
"Sevgi de" böyle bana göre..
İlk önce, karşılıklı iki insanın kalbine bir hoşluk düşüyor. Bu hoşluk, toprağa atılan bir tohuma benziyor. Suyu birlikte veriliyor. Ve sevgi çiçeği,insanın kalbinde çatlayıp filizleniyor,çiçekleniyor. Güneşin ısısını yavaş yavaş artırması gibi, karşılıklı kalplerde olan sevginin sıcaklığı da, birlikte verilen emekle artıyor. İşte şair de,sonelerinde , sevginin bu değerinden bahsediyor. Kalbinde kök salmış sevgisinin,sevdasına sıkıca ve sıcacık bağlı olduğunu, dizelerde cömertçe haykırıyor. Sevgilinin,fiziki ve ruhi güzelliğine dair,bir araya gelmiş en güzel kelimeler,satır aralarına savruluyor. Bir sonede,sevdiğini güneşe benzetiyor. Güneş nasıl eskimezse, sevgisinin de öyle eskimeyeceğini ifade ediyor.
"Kimse karşı koyamaz, zamanın tırpanına"
diyen şair,zamanın karşı koyulmaz gücüne de yer veriyor dizelerinde. Zamanın geçtiği,insanın fiziken değişirken,ruhen de değiştiğinden bahsediyor. Onun sevgisi,zamanla daha da derinleşiyor. Sevgisini şiirleriyle ölümsüzleştirmek isteyen şair,dizelerinde (kısmen tekrara düşerek) bunu ifade ediyor. Yüzdeki kırışıklık ya da bedendeki değişimin onu etkilemediğini,sevdiğinin ruh güzelliğinin önemli olduğunu vurguluyor.
"Niye tüketiyorsun yaşatmak varken canı"
diyen şair ,bir dizeyle zihinde depremlere sebep oluyor.
Tüketmek...Yoran bir kelime... Ben bu dizeye,sevgi açısından baktım. İnsan iradî bir varlık olarak,yaşatmayı da seçebilir esasında. İrtibatta olduğumuz her şeyi gerçekten sevdiğimizde,kıymet verdiğimizde, sevgiyi gösterdiğimizde; o sevgi, salgın olup yayılıyor. Ama, bazen ego ve kibirden, bazen yara alma korkusuyla , bazen de gerçekten hiç sevgiyi tatmadığı için sevgi gösterilmiyor. Cân'ı yaşatan,besleyen sevginin eksikliği de,tüketmeye sebep oluyor.
Tüketmek ☞ tükenen insanlar ☞ tükenen toplum....
Sonucunda ise, tahammülsüz ve sevgisiz ilişkiler...
Sevgi,zaman,insan gibi evrensel konuları,lirik(duygusal) bir üslupla bezeyen şairin soneleri, zamansız dizelerden oluşuyor. Her asra hitap eden soneler, sevgiyi, ilişkileri,ebeveynliği, ölümü,şiiri,kuşkuyu, özlemi, kıskançlığı anlatıyor satır aralarında.. Sevgiyle ilgili gönle dokunan duygular ve değerler , sevgiye dair olabildiğince kapsamlı anlatılıyor.
Çevirinin bu kadar güzel olmasına hayran kaldım. Çevirmen,kitabın sonunda çeviriye harcanan üstün emeği,kaynaklarla beraber anlatıyor.
Şiirsel bir mektup tarzında,sevginin farklı boyutlarının anlatıldığı,ruha hitap eden bir eserdi. Anlattıklarım çerçevesinde,ilginizi çektiyse şans verebilirsiniz.
Keyifli okumalar diliyorum..
Yorumlar
Yorum Gönder