《 KÜRK MANTOLU MADONNA 》

Kürk mantolu Madonna kitabı, güçlü bir aşk teması etrafında kurgulanan romandır. Sadece aşk hikayesi diye niteleyemeyeceğimiz bu eserde,yazar, toplumsal gerçekçi bir yönle eseri kaleme almıştır. Karakterlerin,iç dünyasını böylesine görmesi,böylesine sade, vurucu ve akıcı bir dille anlatması, yazarın takdir edilesi yönlerinden biridir. Yazar, karakterleri psikolojik açıdan resmederken,toplumu da sosyolojik açıdan resmetmiştir. 


Kitap genç bir anlatıcının,baş karakterimiz Raif ile tanışmasıyla başlıyor. Raif'in hassas,hakkını aramayan,kendini kimseye karşı ifade etmeyen tavrına anlam veremiyor. Taaa ki Raif'in defteriyle karşılaşana ve onu okumaya başlayana kadar.. 


Baş karakterlerimiz ; Raif ve Maria Puder, nam-ı diğer Kürk Mantolu Madonna..

Raif karakteri, hassas yapılı bir insanı temsil ediyor. Doğduğu evde,kendini ezdiren bir anne ve 'sadece ismi baba olan' ebeveynlerle büyüyor. Desteklenmiyor,hakkını araması öğretilmiyor. Ailede,desteklenmediği gibi, ebeveynleri ,onun hassas yapısını anlamıyor ve gerektiği gibi sağlıklı yöne dönüştürmek için çaba sarf etmiyor. Bunun yerine,"kız gibisin" diye dalga geçiyorlar hatta. Kitapta, Raif karakteri üzerinden ,ebeveynlerin ,çocuklarının hayatındaki etkisi görülüyor. Aileden miras kalan şemalarla (öğrendikleri) büyüyen Raif,toplumda anlamlı ve istediği gibi bir hayat yaşayamayan insanları temsil ediyor. Çöp olan bir ömür....Sosyal ortamlara giremiyor, kadınlarla konuşamıyor, insanlarla ilişki kuramıyor. Ebeveynlerin,çocuklarına bunları miras bırakması ne üzücü.. Böyle büyüyen bir çocuk,eğer farkındalık kazanır ve çözümlemek isterse,uzun terapi seansları sonrasında,bu durumu sağlıklı noktaya getirebiliyor. Ama ya istemezse.. Toplum,yanlış şemalarla yetişmiş,sevgisiz şekilde hayatına devam eden insanlardan oluşuyor. Dünya gemisinde,ilişki kurduğumuz insanların sağlığı, geminin sağlıklı ilerlemesi için çok kıymetli esasında..


Kitabın ana teması aşk.. Bir portreye âşık olarak,kürk mantolu Madonna'ya bağlanan Raif'in yaşadıklarına şahit oluyoruz. Aşk Raif'te sevgiye dönüşüyor ama bu ona yarar sağlayan bir duygu olmuyor. Onu bulunduğundan daha sağlıklı bir yere götürmüyor. Hatta, büyük resimden bakıldığında,daha sağlıksız bir noktaya çekiyor. Çünkü Raif, Maria Puder'e bağlanıyor. İnsanın hayatında,onun dünyasını zenginleştiren muslukları olmalı. Kendi hayatı,arkadaşları, ailesi,işi, hobileri vb musluklarla hayatını doldurmalı. Raif'in hayatında anlam kattığı musluğu yoktu. İkisi de çok yalnızdı. Maria Puder'le tanışmasıyla,hayatının merkezine sadece onu koydu. Bir insanın, sadece tek bir insana ,her şeyini bağlaması,o duygu yoğunluğu anlarında iyi hissettirebilir; er ya da geç onu kaybetmesiyle birlikte ise,bağlanan kişiyi derinden yaralar,duygu dünyasını,insanlara bakışını,duygularını yerle bir eder. Raif,toplumdaki sağlıksız şemalara sahip insanları temsil eden bir karakterdir. Hepimiz ,bu hayat yolunda yaralanıyoruz. Kendini seven insanlar, bunu kabul ederek çözüm arayışına girerken, değersizlik şemasıyla büyümüş insanlar herhangi bir çözüm arayışına girmez. Kaliteli bir yaşamın hakkı olduğuna inanmaz. Rüzgarın savurduğu gibi hayat nereye savurursa oraya gider. Başına gelenlere tepki göstermez,sesini çıkarmaz,yaşama dair ümidi,isteği yoktur. Sadece,bu savrulmanın bitmesini ve ölümünü bekler. Raif bu temalar etrafında, kendine ve topluma yabancı olarak resmedilmiş bir karakterdir.


O döneme göre,cesur bir yaşamı olan Maria Puder ise, romantik ilişki noktasında yanlış insanlarla karşılaşmış,güveni yerle bir olmuş bir karakterdir. Seveceğine ve sevileceğine dair inancı yoktur. Raif ile,arkadaş olarak başlayan ilişkisi,zamanla duygu dünyasında,ona yeni kapılar açar. 

Bazı erkeklerin ,kadınlara karşı pervasız istekleri, Maria Puder vesilesiyle anlatılmıştır. Ruhunu sevdiği için geldiğini düşündüklerinin,sadece cinsiyeti için geldiklerini görmek, Maria Puder'in güven duygusunu yerle bir etmiştir. Sanırım bu da zamansız konulardan....


Sağlıklı duyguların eşlik etmediği sevda kurgularına romantik bakamıyorum. Alıntılar harikulade olsa da,Raif'in yaşadığı aşk duygusu hoş bir duygu bırakmadı bende. Çünkü kendini değersiz gören,ve âşık olduğu kişiye bağlanan bir karakterden bahsediyoruz. Kendine katkısı olmayan insanların,sevdiğine de topluma da katkısı olmuyor. İnsanın,hayat yolculuğunda,fikri, hedefleri olmalıdır. Sevdiğiyle bunu paylaşmalı,sevdasına katkı sunmalıdır. Sevgisini,bir bebek gibi besleyip büyütmelidir. Raif'in böyle bir durumu yok, genel olarak hayata bir katkı sunacağına dair inancı da yok. Eserde, çoğunlukla hayatının kuklası olmuş bir insan anlatılıyor. Dolayısıyla , güzel başlayan bir sevda gibi görünse de,sonuç olarak sağlıksız bir ilişki resmediliyor. İlişkilerde önemli olan bağlanma değildir, bireylerin birbiriyle kurduğu bağlardır. Sevgi,güven(yaşamı taşıyabilme dahil), arkadaşlık gibi... Raif, Maria Puder varken var,o yokken kaybolan biridir. Hayat yolculuğunda, üzücü duyguları yaşamak ve yola devam etmeye çalışmak ayrı,bu yolculukta kaybolmak ayrı bir durumdur. Bazı sevgiler bitse bile,seni geleceğe sağlam bırakır. Raif'in sevgisi böyle değildi maalesef..


Velhâsıl , kitap bireyin psikolojik analizleri ve toplumun sosyolojik yönlerini yansıtması açısından güzel bir eserdir. İnsanın iç dünyasına,yalnızlığına, tutkularına,kendine ve topluma yabancılaşmasına dair hakikatli alt metinler var. Sade ve akıcı ilerleyen bu tarz romanları seviyorsanız şans verebilirsiniz.

Keyifli okumalar diliyorum

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

《 Ç Ö Z Ü L M E 》

《 İ N S A N O L M A K 》

《 A Ş K - I M E M N U 》