《 KIRIK KANATLAR 》

__Sevenlere ve acı çekenlere örnek olması için...diyor isimsiz baş karakter...__

Kırık Kanatlar, birbirine kavuşamamış iki sevdalının , imkânsız aşklarının etrafında kurgulanan bir öyküdür ... Kitap toplamda 80 sayfa,bir çırpıda okunabilir, gibi görünüyor. Fakat Halil Cibran'ın şiirsel üslûbu ve satır aralarında beliren alt metinler ,bizi durduruyor. Cümlelerin ardındaki derin anlamlar,bizleri zihinsel kazıya sevk ediyor. 

Öyküyü,ismini bilmediğimiz genç adamın anlatımıyla dinliyoruz . Kitapta,birbirine âşık olan ama birbirinin olaMAyan sevdalıların,duygu yüklü cümlelerini okuyoruz. Hele ki Selma'nın,sevdiğine son cümleleri... İnsanı derinden etkileyen,o acıyı ruhta hissettiren cümleler... Bu tür bir aşk acısı çekmeyeni bile etkileyen,kelimelere duyguyu takıp,o duyguları gönlümüzde uçuran metinler...

Bu kitabı anlatırken,sadece sevda acısı anlatıyor demek Halil Cibran'a haksızlık olur. Kitap,aynı zamanda,gerçek sevginin **sadece sözlerden ibaret olmadığını,eylemlerin sevgiyi kalıcı hâle getirdiğini ve derinleştirdiğini** anlatıyor. Sevginin,her daim emek istediğinden dem vuruyor. Halil Cibran'ın kalemi, bununla birlikte,bu kurgu etrafında bir kaç önemli noktaya daha temas ediyor.


Bunlardan biri,çıkarcı ve yobaz psikopos karakteridir. Bu karakteri Notre Dame'ın Kamburu kitabındaki psikopos ile karşılaştıralım. Notre Dame'ınKamburu'ndaki psikopos ,çok zeki olmasına rağmen, zekasıyla esfel-i safiline gitmeyi tercih eden; iradesine söz geçiremeyerek masum ve duru sevgiyi,sapkınlığa dönüştüren bir karakterdi. Halil Cibran'ın , etkileyici kalemiyle,bu kitaptaki psikopos ise,sevda hakkını yeğeni için zorbaca kullanan,çıkarlarını din adı altında kabul ettiren biridir. Sevgi, saygı gibi değerlerin, din adamlarının yaşamlarıyla bütünleşmesi gereken yerde; onlar,kendi çıkarlarını ve buna bağlı zâlim isteklerini toplumsal otoritenin yularlarıyla yaptırmaktadır. Hem de karşısındaki insanların isteklerini zerre önemsemeden yapmaktadır bunları.. Sonrasında ise bu psikopos, çıkıp insanlara iyiliği, güzelliği,doğruluğu anlatmaktadır.! (⁠ ⁠・ั⁠﹏⁠・ั⁠) . Yaşayışı ve ahlakıyla,dine âşık etmesi gerekenlerin, dini kullanarak **sadece** bu dünyayı yaşamaları,dünya hayatının zamansız konularındandır.


Matruşka gibi,konu içinden konunun çıktığı diğer tema ise,kadının yüzyıllar boyunca; gelenek, dinî otorite vb karşısında çaresizliği ve acizliğidir. Allah cc bizleri yaratırken **hepimize** aynı duyguları vermiştir(örneğin sevmek). Gel gör ki,insaniyet yolundan çıkan bazı türler, bazı kadınlara, bazı duyguları hak görmez.Kadının sevme hakkı,sevdiğiyle evlenme hakkının olmadığı toplumlar var hâlen. Hâlbuki Rabb'im öyle demiyor ki! Sırat-ı müstakim yolunda olduktan sonra, herkes duygusunu hissetmekte ve yaşamakta özgürdür. Rabb'imin **tüm insanlara** verdiği bu özgürlüğü ,bazı insanımsıların, onların elinden alması büyük zalimliktir. Bir insanın, - bırakın ömrünü - , zamanının çalınması bile büyük zalimliktir. Ama gel gör ki,dili insanlıktan bahseden seslerle şarkı söyleyen,ama kalbine bu şarkının ulaşamadığı beşer türleri,umarsız ve aymaz bir şekilde bu davranışları yapmaya devam etmektedir. **"Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?"** (Saf-2) der Allah cc.. Bu ayete uymakta sıkıntı yaşıyorsak,neyi eksik yaptığımızı düşünmenin vakti gelmiş demektir. 

Değindiğimiz konulara binaen,sonuca baktığımızda; bu kadınlardan geriye,ömrü neşesiyle birlikte çalınmış,bu dünyada kalan vaktini doldurmaya çalışan kadınlar kalıyor ... Bunları yazmak kalbimi acıtıyor. Kalbimi daha çok acıtan ise, maalesef bunların hâlâ bir yerlerde yaşanıyor olması (⁠-̩̩̩⁠-̩̩̩⁠-̩̩̩⁠-̩̩̩⁠-̩̩̩⁠_⁠_⁠_⁠-̩̩̩⁠-̩̩̩⁠-̩̩̩⁠-̩̩̩⁠-̩̩̩⁠) ...


Küçük bir eleştiri de eklemek istiyorum. Evli bir kadının,sevdiğiyle buluşması teması .. Sevda ne kadar masum olursa olsun, aldatılan ne kadar zâlim olursa olsun, Selma'nın evliyken sevdiğiyle yaptığı buluşmalar,o sevdanın masumiyetini götürür. Hiçbir anlatım,bu durumu aklamaz. Kurgu olduğunu, ve yazarların bazen,toplumu aynalamak adına bunları yazdığını bilsem de,bu eleştiriyi eklemek istedim.


Velhasıl kelam,bu kitaba sadece kavuşamayan aşıkların hikayesi diyemeyiz. Burada bahsettiklerim dışında,yazarın Beyrut tasvirleri de,okurken akıp giden cinsten.. Kısa metinlere, büyük anlamlar yükleyen yazarlara hayranım. Cibran bu konuda başarılı bir yazar.. Kalemi büyülü müdür nedir, cümleleri ;

__"Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin__

__Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin" __

cümlelerini hissettiren cinsten (⁠ ⁠◜⁠‿⁠◝⁠ ⁠)⁠♡ . 

Keyifli okumalar diliyorum

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

《 Ç Ö Z Ü L M E 》

《 İ N S A N O L M A K 》

《 A Ş K - I M E M N U 》