《 D E N İ Z İ Ş Ç İ L E R İ 》

Fransız edebiyatının en büyük yazarlarından, romantizm akımının Fransa'da ki temsilcisi Victor Hugo, Deniz İşçileri kitabında bizlere, sürgün cezasına çarptırıldığı,Normandiya'nın Guernsey adasından sesleniyor .


Victor Hugo,kitabın girişinde,üçlü bir ananke(zorunluluk,ihtiyaç)'den bahseder;

1.Dogmaların anankesi,Dogma, kelime anlamı olarak "öğreti", "inanç" anlamına gelir. Victor Hugo, " Notre Dame'ın Kamburu" eserinde dogmaların anankesini işler. Yani, kilisenin ve toplumun katı kuralları, baş karakterimiz Quasimodo'nun hayatını zorlaştırır ve onu toplumdan dışlar. 

2. Yasaların anankesi, Yasa, toplumun düzenini sağlamak için konulan kurallardır. Yasaların anankesi, insanların bu kurallara uymak zorunda olmasıdır.

Victor Hugo, " Sefiller " eserinde yasaların anankesini işlemiştir. Bu eserde, Jean Valjean'ın haksız yere hapse girmesi ve sürekli olarak yasalar tarafından takip edilmesi, yasaların insan hayatını nasıl etkileyebileceğini gösterir. 

3. Şeylerin anankesi; doğanın zorunluluklarını ifade eder. Doğa olayları, insanların kontrolü dışındadır ve insanlar bu olaylara uymak zorundadır. " Deniz İşçileri " eserinde, şeylerin anankesi, denizin gücü ve tehlikeleri aracılığıyla anlatılır. Eserde, deniz işçilerinin denize karşı verdiği mücadele, insanın doğanın zorlukları karşısında ne kadar çaresiz kalabileceğini gösterir.

Victor Hugo'nun bu üç eseri, insanın bu zorluklar karşısında nasıl ayakta kalabileceğini ve kendi değerlerini nasıl koruyabileceğini gösteren örneklerle doludur.


Kitabın içeriğine değinecek olursak;


Victor Hugo,donanımı ile kesinlikle hayran olunası bir yazar. Deniz İşçileri kitabında şöyle hissettim; Okyanus büyük bir akvaryum,biz okuyanlar ve Victor Hugo, kâh okyanusun altında,kâh okyanusun üstünde geziyoruz . Araya kurguyu,macerayı,merakı sığdıran Victor Hugo, diğer taraftan da okyanusun gücü,okyanus bilimi, okyanustaki canlılar,suyun gücüyle kayalıklarda yaptığı sanat, gemiler, vapurlar gibi bilgiler ile donanımını konuşturuyor. Bunları anlatırken bazı paragraflar okuyucuyu zorlayabiliyor. Fakat Victor Hugo'nun, kurgu ve kurgu dışındaki anlattıklarını birbiri içine lezzetle harmanlaması ile,okumak sıkıcı olmuyor. Elbette denizcilikle ilgili bilinmeyen terimlerin olması, merak edeni sözlüğe yönlendiriyor .

Deniz İşçileri 4 önemli karakterden oluşuyor. Gilliatt, Üstat Lethierry , Déruchette , Clubin. Normandiya'nın Guernsey adasında geçen kurguda,Üstat Lethierry'nin iki değerlisinden biri olan Durande buharlı gemisinin bilerek kayalara çarptırılmasıyla başlar(Diğer değerlisi Déruchette). Hem de, okyanusun en çetrefilli yerindeki kayalık olan, Douvre bölgesinde gerçekleşir bilinçli! kaza.

 ☞Bilinçli diyorum çünkü, zengin olma hırsını , açgözlülüğünü 30 yıl boyunca insanlardan gizlemiş olan Clubin'in planlamasıyla oluyor Durande gemisinin kazası. 30 yıl gizli bir maskeyle gezen Clubin,zengin olduktan sonra 30 saat hayatta kalamıyor. Feci bir ölümle can veriyor. Clubin ,hırs duygusu ile 30 yıl ömrünü heba etmiş, isteklerini ertelemiş, yaşamak istediği hayatı yaşamamış,kötü bir niyetle,gösteriş için !bana iyi desinler! diye yaşamış. En sonunda, niyeti ayağına dolanmış. Boşa geçen bir ömürün örneği bize Clubin. Böyle davranan insanların içten utanç duyarken, aynı zamanda ahlaksızlığa arzu duymasını ve bunlar arasındaki çatışmalarını, Victor Hugo muhteşem psikolojik tespitlerle anlatıyor. 


Üstat Lethierry(amca) , Déruchette (yeğen) . Durande buharlı gemisi bu iki karakterin aile üyesi gibi. Bu iki karakterin ,ekmek teknelerini kaybetmiş olmanın verdiği ruhsal çöküntüsünü, Victor Hugo,karakterlerin iç dünyasından bize yansıtıyor. Burada da, psikoloji bilimiyle ilgili donanımını,yalın ama etkileyici cümleleriyle bize aktarıyor. Ruhsal çöküntü içinde,insanların değişimi ve sebeplerine değinirken,kimi zaman metaforları kullanıyor. Sevdiği ve hayatında büyük önemi olan kıymetlerin kaybının,insanda ne hissettirdiğine dair duyguları anlatıyor. Yazar burada, kayıp,ölüm psikolojisine değiniyor ve alt metinler ile çıkarılacak derslerden örnekler veriyor.


Veee gelelim Gilliatt'a . Toplumdan dışlanmış,dışlandığı için onlarla konuşmayan, onlarla konuşmadığı için büyücü ilan edilen Gilliatt.. Sessiz âşık Gilliatt. Yeri gelmişken söyleyeyim. Victor Hugo, romantizm sahnelerini anlatırken,asla mahrem sınırları aşmıyor. Gayet saygın, incelikli ve zarif bir etkileyicilikle anlatıyor romantizm sahnelerini. Öyle güzel cümleler kullanıyor ki,sevenlere ders niteliğinde cümleler. Ezberle ve sevdiğine söyle:). 

Velhasıl kelam devam edersek;Gilliatt, Déruchette'ye âşık oluyor. Durande'nin en çetrefilli yerde kaza yapmasıyla birlikte,kimse onu kurtarmaya gitmek istemiyor. Déruchette'nin, gemiyi kurtaranla evleneceğini söylemesi üzerine tek başına okyanusun çetrefilli yerine gidiyor. Kitabın,en akıcı,maceralı,öğretici, yaşanılanları hissettiren bölümleri bu bölümlerdi bana göre. Gece,karanlık,okyanus ve sanatı,istek, irade,aşk, doğayla mücadele gibi konular satır aralarında, merak uyandıracak ve bize ders verecek şekilde anlatılmış. Yaa geceyle ilgili ne anlatabilirsin ki diye sorarsın. Ama Victor Hugo, öyle etkileyici,hayata benzeyen metaforlarla anlatıyor ki,'vay be' dedirtiyor. Gilliatt,bir bakıyorsunuz kasırgayla savaşıyor, diğer mücadelede ise kasırgadan yardım alıyor. Gilliatt,doğa olaylarını,afete dönüşmeden, onunla mücadele edebilmenin örneğini kahramanlıkla sergiliyor . Doğayı kendi işine yarayacak şekilde kullanabilmesini, Monte Kristo Kontu'nda Rahip Faria'ya benzettim. Yabani doğada malzemelerden bıçak, otlardan hayvanlardan yiyecek temin ediyor yaşamak için.Gilliatt sadece gemiyi kurtarmıyor,aşkı için savaşmayı,iradesini kullanabilmeyi,isteklerini yönetebilmeyi, düşünceyi bereketlendirmeyi, psikolojisi ve düşünce gücüyle imkânsızı başarabilmenin örneğini sergiliyor. Gilliatt,doğanın zorluklarıyla mücadele ederken kendini keşfetmenin güzel bir örneğidir bizlere.


Gilliatt'ın gemiyi kurtarma mücadelesi,biraz da bizim hayat mücadelemize benziyor. Hayat bir deniz ve biz kimi zaman Douvre kayalıkları gibi çetrefilli bölgelerde mücadele ediyoruz. Hayatta bize sunulanları kimi zaman ihtiyacımıza binaen dönüştürürken, kimi zaman başaramıyoruz. Gilliatt'ın ,bedenini, psikolojisini, iradesini yönetebilmesinde bizler adına güzel dersler var. Hayat yolsa,düşünce güzergahtır diyor Hugo. Düşünebilmenin gücü,iradenin kuvvetiyle hayatta başarılı ve anlamlı bir hayat yaşayabileceğimizi vurguluyor. Nasiplenebilmek dileğiyle...

Keyifli ,istifadeli okumalar diliyorum..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

《 Ç Ö Z Ü L M E 》

《 İ N S A N O L M A K 》

《 A Ş K - I M E M N U 》