《 BİR İDAM MAHKÛMUNUN SON GÜNÜ 》
Yine hangisini alıntılasam diye düşündüğüm, muhteşem cümlelerle yazılmış bir kitap. Bir idam mahkumunun ruh harelenmeleri,korku ve huzur arasında paradoksu..
Victor Hugo'nun " Bir İdam Mahkûmunun Son Günü" adlı eseri, ölüm cezasına mahkum edilmiş bir adamın son gününü, düşüncelerini ve duygularını anlatan, insanı zihinsel kazıya sevk eden,kısa bir romandır. İsmi verilmeyen idam mahkumu, infaz kararı açıklandığında şöyle düşünüyor:
""Hakkımda verilen karar açıklandığından beri, uzun bir hayata hazırlanan kaç kişi öldü! Genç, özgür ve sağlıklıklıyken, kafamın Grève Meydanı'na düşeceği günü göreceklerini sanan kaç kişi **benden önce** öldü! Şu an açık havada özgürce nefes alıp veren, keyiflerince dolaşan kaç kişi **benden önce ölecek!**
**İNSANLARIN HEPSİ BELİRSİZ BİR SÜRE İÇİN ERTELENEN ÖLÜM CEZASINA MAHKÛMDURLAR**. O halde **durumumda nasıl bir değişiklik oldu ki?""**
İnsanın yüzüne tokat gibi vuran alıntılardan biri bu,kitapta geçen... Hepimiz, bilmediğimiz bir günün ve saatin ölüm mahkûmuyuz. Kaçış yok,kimse kaçamamış şimdiye dek.
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, Victor Hugo'nun, yazdığı önsözle başlıyor. Victor Hugo, idam cezasının ne kadar acımasız ve insanlık dışı bir uygulama olduğunu gözler önüne seriyor . İnsanlar arasında haksız ölümlere de sebebiyet verdiği için , çarpıcı ve ikna edici düşüncelerle,idam yasasına karşı çıkıyor. Victor Hugo,bu kitabı çıkardığında, ahlâkî, siyasi ve edebî kesim mübalağa derecesinde eleştiride bulunuyorlar. Bunun üzerine,bu eleştiri,yaklaşık 10 sayfalık bir tragedyaya dönüştürülüp,önsöz sonrasına ekleniyor :)) . Neyi,ne kadar eleştirirsen eleştir. Rabb'im "yürü ya kulum" deyince,önünde kimse duramıyor :) . Tragedya sonrası ise roman başlıyor. Aslında roman 78 sayfa.
Romana dönelim.. Roman, mahkumun duygusal iniş çıkışlarını, umutsuzluğunu, korkularını ve pişmanlıklarını, canlı bir şekilde tasvir eder. Günü saatini bilmesek de,"**ölüm**" bizler için de, ruhları alabora eden bir gerçek.. Bir çok insan,en yakınlarında gördüğü ölümle sarsılır, hayatını sorgular . Sonra dünya telaşesi ile öğütülen ölüm,bir sonraki çarpılmaya kadar toz olur uçaar zihinlerden..
Realist bir roman yazmış kıymetli Hugo. Ölüme gidecek idam mahkûmu, geçmişiyle yüzleşir. Hani şu "hayat film şeridi gibi gözümün önünden geçti" denilen cinsten. Elbette daha ayrıntılı ve çarpıcı bir sorgulama olmuş Victor Hugo'nun kaleminden.. İdam mahkûmu, sorumluluklarını,hayatını, ilişkilerini sorguluyor. Yerine getirilmeyen ebeveyn,evlat,eş ve diğer insani ilişkiler sorumluluğunun önemini,bizi karakterin ruh iklimine davet ederek anlatıyor. Karakterin ruh iklimiyle birlikte,okuyucu da, kimi zaman elektrik akımına kapılmış gibi çarpılan hislerle; nadiren de,duvara yansıyan yıldızların harelenmesinin verdiği pırıltılı hislerle,o iklimde seyahat ediyor. Mahkumun iç monologları, okuyucuyu derinden etkiliyor ve onun duygularını yaşamaya davet ediyor.
Roman,aynı zamanda, dönemin toplumsal yapısını da eleştirir. Toplumun süfli kısmının, zamansız bir davranışı olan, "**bahtsızların bahtsızlığından yararlanarak**,sanki kendilerinin başına kötü bir şey gelmeyecekmiş gibi, kibirli,pervasız,gamsız" şekilde davranması,en önemli eleştirilerden biridir.
Mahkûmun,yaşama isteği ve doğayla paylaştığı umutla parlayan duyguları ile, verilen ceza arasındaki paradoks,okuyucu için en çarpıcı durumlardan biridir.
Öleceğini bilse de,yazma eylemine girişmesi, ve geriye, "insanın içinde devrim gerçekleştirecek" bir yaşanmışlık bırakmak istemesi,romanın alt metinlerinden biriydi. Ve yine,son kez görsün diye getirilen küçük kızının, mahkûm babasını tanımaması, ahiretin küçük provasına örnekti.
" Bir İdam Mahkûmunun Son Günü", sadece bir idam mahkumunun hikayesi değil, aynı zamanda insanlığın, adaletin ve ölümün anlamı üzerine derin bir düşünce yolculuğudur. Victor Hugo'nun bu eseri, okuyucuyu idam cezası gibi önemli bir konuda düşünmeye teşvik eder ve insanlık değerlerine sahip çıkmanın önemini vurgular. Şöyle bir alıntıyla bitireyim;
"..benim terk ettiğim, diğer insanların ise yollarına hâlâ devam ettikleri o dingin ve tekdüze hayatı ancak uzaktan ve bir uçurumun yarıklarının arasından görebiliyorum(zindandan)...ölümün ardından bakmak, ölmeden önce.."
Tabi ki Victor Hugo okunmalı..( ´◡‿◡`)
Keyifli okumalar diliyorum..
Yorumlar
Yorum Gönder