《 YUNUS EMRE HAYATI VE BÜTÜN ŞİİRLERİ 》

Yunus Emre'nin şiirlerini olduğu haliyle alıp okuyayım deseydim, bu kadar etkili olmazdı belki.. Abdülkadir Gölpınarlı, Yunus Emre'nin şiirlerini derlerken, okurun anlaması için üstün bir çalışma içine girmiştir. Önsöz kısmında Yunus Emre'nin yaşadığı çağ ile ilgili bilgileri aktarırken; aynı zamanda Yunus Emre'nin hayatını da anlatmayı ihmal etmemiştir. Yunus Emre'nin hayatını ve yolunu anlatırken, bu aktarımı onun şiirleriyle destekleyerek okumaya estetik bir hava katmıştır. Önsözü okuyup bitirdiğimde, şair ile ilgili gerekli bilgileri okumuş ve öğrenmiş olarak başlamak çok güzel bir giriş oldu. Ayrıca kitabın sonunda, şiirler ile ilgi açıklamalar ve sözlük kısmı da bulunmaktadır. Bu çalışma da yine, okuma serüvenini anlamlandırmak açısından çok faydalı oldu.


Bu sene Kocaeli kitap fuarının ana teması "Anadolu Mayasının Esası Birliktir" cümlesiydi. Bu cümleden yola çıkarak, kıymetli büyüklerimizin gönül büyüklüğü ve birleştirici rollerinden bahsedildi. Maya kelimesi o kadar hoşuma gitti ki, bu ifade ile, Anadolu'yu sadece bir toprak parçası olarak değil, binlerce yıllık medeniyetlerin harmanlandığı, birbiriyle kaynaştığı kültürel bir ocak olduğunu hatırlattılar. Bu ocakta yetişen Yunus Emre gibi büyüklerimizin, maya görevi görerek kültürel değerlerimizi büyütüp kabarttığını anlattılar. Hakikaten de Yunus Emre'nin şiirlerini okuduğumuzda, temel değerler bütününü, -ayırt etmeksizin- tüm insanlara sevgi dolu bir dille aktardığını, bu değerleri gönüllerde büyütüp çoğalttığını görüyoruz.  “Sen sana ne sanırsan, ayruğa da onu san”  diyen şairimiz, hayat yolculuğunda kimsenin kimseye üstünlüğü olmadığını anlatarak, sevginin yollarına dair olması gereken bir bakış açısı sunuyor.


Yunus Emre şiirlerinde varlığa hürmet gösteren bir pencereden sesleniyor. "Yaradılanı sev Yaradan'dan ötürü" dizesiyle bizlere seslenen kıymetli şairimiz, ilk önce kendi gönlündeki yaban otlarını ayıklayarak orada insan sevgisini yeşertmiştir. Onun kitabında; kalp kırma, kibir, haset gibi duygular bulunmuyor. Bu davranışların kötülüğünü anlatırken bile,dizelerin arasından şefkatle sarılıyor. O; her birimizin düşeni kaldırmak görevinde olduğunu, sevgi bağlarını sağlamlaştırmak gerektiğini söylüyor. 


Abdülbaki Gölpınarlı, Yunus Emre'nin şiirlerini 11 farklı başlık altında topluyor. Bu başlıklar;

Ölüm-Ölümsüzlük // İbadete Aşırı Düşkünlük ( Zahitlik) // Mecazi Aşk-Gerçek Aşk // Gerçek Yolculuğu ( Sülük) // Kendinden Geçiş // İnanca Ait Kıssalar // Gurbet // İlim-İrfan // Doğru Yola Çağı Kürşad // Kendini Kınayı (Melânet) // Yunus'un Dünya Görüşü

Bu başlıklar altındaki şiirlerle Yunus Emre, bizlere kendi hayat yolculuğundan sesleniyor. Şiirleri okuduğumuzda görüyoruz ki; kıymetli şairimiz ilim yolunda öğrendiklerini, dimağındaki estetik havaya bezeyerek bizlere aktarmıştır. Yunus Emre şiirlerinin temeli tasavvuftur. Tasavvufun hedeflerinden biri kalbi temizlemektir. Bu sebeple şair, kalbinde kötü duygulara geçit vermeyerek, yaradılmışa aşk ile bakmıştır. Çünkü onun inancında aşk ile bakış, onu Rabbine ulaştıran bir merdivendir. Yunus Emre şiirleriyle, Allah'a cc, Peygamberlere aşkını anlatırken; alimlere, bu aşkı harladıkları için teşekkür ederek vefa örneği sergiliyor. Onun şiirleri, insanın imanına destek görevi görüyor, kişiyi huzura davet ediyor. Ayetlerden,hadislerden öğrendiklerini şiir olarak damıtıyor. Onun şiirleri sadece kelimelerin birliği değil, bazı ayetlerin tefsirinin şiire dönüşmüş halidir. Dolayısıyla Yunus Emre'nin şiirleri sadece edebi bir metin değil, aynı zamanda dini anlamanın, yorumlamanın ve felsefi derinleşmenin yollarına kapı aralıyor. 


Bahsedecek konular çok, lakin ben gönül kısmına değinmeden geçmek istemiyorum. Tasavvufî deryada gönül, diğer dillerde tam olarak karşılığı olmayan, anlamı zorlayan bir kavramdır. İlahi coğrafya diyebileceğimiz gönül kavramını Yunus Emre, "Gönül Çalab'ın tahtı" diyerek anlatıyor. Bu metaforun benzersizliği beni kalbimden vuruyor her seferinde.. Önemini, verilen kıymeti farketmemek mümkün mü? "Kalp kıranın namazı kabul olmaz" cümlesinin durduğu yer gayet net değil mi? Gönül kıran, tahtın sahibine saygısızlık yapmış oluyor, bu önemsenmeyecek bir durum mudur? Dolayısıyla Yunus Emre bu dizesiyle, Hacı Bektaş-i Veli'nin "Kâbe" metaforunu yeniden yorumluyor. Gönlün bizzat Rabbimiz tarafından inşa edildiğine vurgu yaparak, insan kalbine özenilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. 

Velhasıl kelâm, bu eser, sadece bir şiir derlemesi değil, Yunus Emre'nin hayatının, hayata bakışının islam ikliminde anlatımıdır. Şair burada sadece şiir yazmıyor; ilahî aşkını zarafetle haykırıyor. "Ben gelmedim davi (kavga) için, benim işim sevi (sevgi) için" diyerek, hayat yolculuğunu barış ve sevgi ile ışıtmak gerektiğini anlatıyor. Güzel medeniyetimizin mayası kıymetli büyüklerimizin eserleriyle beslenmenin, vefanın güzel bir örneği olduğunu düşünüyorum. İncelememi yine kıymetli şairimizin dizeleriyle bitiriyorum;

Yunus senin sözlerin ma'nîdir bilenlere 

Söyleniser sözlerin devr-i zaman içinde

Syf-242 

Yunus Emre'mizin sözlerinin kuvvetinin her daim çoğalması dileğiyle...

Keyifli okumalar diliyorum...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

《 Ç Ö Z Ü L M E 》

《 İ N S A N O L M A K 》

《 A Ş K - I M E M N U 》