《 UZAKLARIN SALDIRISI VE BAŞKA YAKINLIKLAR 》
Ne olacak bu sayısalcıların edebiyat sevdası ..? ( ◜‿◝ )♡(。✿‿✿。)
ෆෆෆෆෆෆෆෆෆෆෆෆෆෆෆෆෆෆ
Edebiyat sevdalısı,inşaat mühendisi bir beyefendi olan yazar Furkan Çalışkan'ın Uzakların Saldırısı kitabı ,deneme türünde yazılmış metinlerden oluşuyor.
Kitap, Uzakların Saldırısı ve Başka Yakınlıklar olmak üzere iki bölümden oluşuyor.
UZAKLARIN SALDIRISI bölümü, yazarın ,gezi ve tuttuğu günlük notlarından oluşuyor . Bu kitap sadece deneme yazısı değil,samimiyetin kelimelere dökülmüş hâlidir.Bu notlar ,yazarın,hayat ile ilgili sorgulamalar yaptığı, coğrafya kaderleri ve kederlerine değindiği, insaniyet yolunu sağlamlaştıran taşları yani insanî değerleri farkettiren düşünsel yazılarından oluşuyor. Yazar sadece düşündüklerini aktarmıyor, insan ruhunun üstündeki ölü toprağı silkeliyor. Bir derdi var yazarın; insanlıkla ilgili,değerlerle, birlik beraberlik ile ilgili çözüm bulmak istediği konuları var. Sakin,kararlı,net ve vurucu bir tavırla cümlelerini ortaya atıyor. Ortaya atılan cümlelerin ruha dokunmaması pek mümkün değil ..
Fakir olanların ışığı bile olmadığı coğrafyalar, babası ölmeden yetim kalan çocuklar,hayatın anlamı için yavaşlamak, çocukların olduğu dünyanın güzelliği, gerçek ve duru olmak,insanın hayatta her şeye alışması, duyguların gerçekliği ve buna uygun eylemlerle yaşamak, gibi konulara değiniyor.. Örneğin ölümlere şaşırmak... 'Sadece şaşırdığımız için merhametli oluyor muyuz? Bu duygu bir eylem gerektirmiyor mu?' gibi konularda,yazar,kendine has üslubuyla,okurlarda,empati, farkındalık gibi duyguları uyandırıyor.
Esasında bu kitap , zarif ama net bir kalemin "Sizi rahatsız etmeye geldim" diyen duruşudur . Bu kitabı okuyunca,yazarın da,insan ile ilgili dertlenen insanlarda olduğu gibi,Ahzab-72 ayetinin ağırlığını hissettiğini görebilirsiniz;
**"Şüphesiz biz emâneti göklere, yere ve dağlara arz ettik de onlar onu yüklenmekten çekindiler ve onun sorumluluğunu yerine getirememekten korktular. Ne var ki, onu insan yüklendi."**
En beğendiğim kısımlardan biri, Japonların hikâye anlatarak kılıç yaptıkları bölümdü. Susmanın en güzel tanımı... Susmak bazen, çaresizlik ve zayıflık gibi algılanıyor. Kılıcın hazırlık aşamasında hikayeler ile sürekli konuşan ustalar,kılıç bittiğinde susuyor, hikâye bittiğinde keskin kılıç hazır oluyor. Susuyor, çünkü artık kılıç konuşacak... Zannedildiği gibi susmak her zaman zayıflık değildir,idraki, feraseti,basireti gelişmiş insan bazı durumlarda susar,çünkü bilir ki adaletin kılıçları konuşacaktır..( ´◡‿◡`)
Diğer en çok etkilendiğim bölüm;sevdiklerini kaybedenlerin hayata serzenişi ve sitemiydi. **Erken gidenler nasıl bekleyeceğimizi öğretmedi bize(。•́︿•̀。)** diyenlerin derdini kalbinde hisseden dertli kalem ; ölümü, sevdiğinin ölümünden sonra kalanın beklemesini ,ve kalanın yaşama karşı tek başına çaresizliğini vurguluyor.
BAŞKA YAKINLIKLAR bölümü ise ; daha çok insanın iç dünyasına hitap eden denemelerden oluşuyor. Yazar,kimi zaman başka şairlerin şiirleri ile desteklediği metinlerinde; duygular,öğrenme tutkusu ve hayata tutunmak,insan ilişkileri, şahsiyeti karakteri ve çıkarları için savaşanlar,insan ve hata gibi, insanın hayat yolculuğunda yaşadıklarına değiniyor. Yazar,kolayca tüketilebilecek yüzeysel metinlerden ziyade,bizlere ,üzerinde düşünülmeyi gerektiren, katmanlı bir anlatım sunuyor.
14 yaşından 43 yaşına(şimdiki yaşı) kadar şiirle hemdem olmuş bu nazende ruhun, metaforik ve şiirsel dili metinlerinde hissediliyor. Kitabın dili,lirik ve samimi bir anlatımdan oluşuyor. Yazarın üslubunda tehdit ve başkaldırı var. Yazar bunu keskin ve kıran döken bir tarzda yapmıyor,ruha nazenin ama sarsıcı dokunuşuyla yapıyor.
Kelimeleri kukla gibi oynatan yazar,velud cümleler yazıyor. Velud cümleler,doğurduğu anlamlar ile insan kalbinde ve ruhunda bazı kalıpları sarsıyor. Mecburen düşünmeye sevk ediyor. Derdiyle dertlenmemizi istiyor. Yazar soyut ve felsefi konulara değindiği gibi,somut ve gözleme dayalı çıkarımlar yapıyor.
Furkan Çalışkan deyince , şiir tutkusundan bahsetmemek olmaz. Denemelerinde en çok hissedilen konulardan biri şiirdir . "Düşüncelerimi şiire çeviremeyince deneme yazdım" diyen Furkan Çalışkan , insan ruhunun terapisinin şiir olduğuna dem vuruyor. Şiir sevdasını, şiirin insan ruhu üzerinde olumlu etkilerini,şiirin hayat yolculuğumuzda yanımızda taşımamız gereken bir önem olduğunu vurguluyor.
Velhâsıl kelâm biliriz ki,insan değişir ve dönüşür. İnsanın gideceği iki yer vardır. Âlâ-yı illiyyin ve Esfel-i safilin.. Beşeriyetten insaniyete adım atmak isteyenler ve bu yolda gayret gösterenler,ruhunda ölü toprağını temizlemek isteyenler,farketmek düşünmek ve olumlu dönüşümler yaşamak isteyenlerin Furkan Çalışkan 'ın kalemiyle dertleşmelerini tavsiye ederim .
Keyifli okumalar diliyorum ..
Yorumlar
Yorum Gönder