《 LÂ: SONSUZLUK HECESİ 》
Bu kitaba ba-yıl-dımm.. (。♡‿♡。)
❥𝐇𝐞𝐫 ş𝐞𝐲𝐢𝐧 𝐢𝐥𝐤𝐢𝐧𝐢 𝐭𝐚𝐧ı𝐦𝐚𝐤,𝐤𝐚𝐲𝐧𝐚ğı𝐧ı 𝐚𝐧𝐥𝐚𝐦𝐚𝐤 𝐢𝐬𝐭𝐞𝐫 𝐦𝐢𝐬𝐢𝐧𝐢𝐳?
❥𝐑𝐚𝐛𝐛𝐢𝐦𝐢𝐧 𝐠ü𝐳𝐞𝐥𝐥𝐢ğ𝐢𝐧𝐢, 𝐤𝐮𝐝𝐫𝐞𝐭𝐢𝐧𝐢 𝐯𝐞 𝐝𝐚𝐡𝐚 𝐛𝐚ş𝐤𝐚 𝐬ı𝐟𝐚𝐭𝐥𝐚𝐫ı𝐧ı, 𝐦𝐚𝐬𝐚𝐥 𝐲𝐨𝐥𝐜𝐮𝐥𝐮ğ𝐮 𝐭𝐚𝐝ı𝐧𝐝𝐚 𝐨𝐤𝐮𝐦𝐚𝐤 𝐢𝐬𝐭𝐞𝐫 𝐦𝐢𝐬𝐢𝐧𝐢𝐳?
!.....Bu kadarla b i t m i y o r....!
Eğer bu kitabı okumayı düşünüyorsanız, bu kitabın sadece bir roman olmadığını,insanlar ve insaniyet tarihinin başlangıcını anlatan gerçek bir hikâye olduğunu söylemek isterim. Burada sıkıcı bir tarihten bahsetmiyorum. Nazan Bekiroğlu bu kitapta bildiğiniz bir hikâyeyi anlatmıyor sadece; hikâyenin ardındaki anlamları,çıkarmamız gereken dersleri, kendimize sormamız gereken soruları da ortaya çıkarıyor... Bu kitap anlatımdan ziyade, bir seyahat... Hem tarihe,hem iç dünyamıza doğru yaptığımız ,şiirsel üslubun eşlik ettiği masalsı bir yolculuk...
Ne zaman bir ümitsizliğe düşecek olsam, tutunduğum ayetlerden biri Yasin-82 'de Rabbim şöyle buyuruyor:
__""Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri, ona yalnızca: “Ol” demesidir; o da hemen oluverir.""__
İşte bu kitap, ayetteki gibi, kainatın yaratılmasıyla başlıyor. Bu konuya dair, zihninizdeki bildiğiniz tekrarları unutun.. Burada, sanatsal zevk ve zarafet pîrî Nazan Bekiroğlu'nun, büyüleyici,çarpıcı kalemi vesilesiyle Kudretullah'ı (Rabbim'in gücü) okuyacaksınız. Çok etkilendim,hayran oldum; sanki Rabbim'in bütün güzel isim ve sıfatları, vücudumda zerrelerime kadar kendini hissettirdi. Öyle güzel yaratmış ki Rabbim, duygu seline kapıldım Rabbim'in güzelliğinden.. O sele kapıldım çünkü, güzellik taştı ruhumda,ifade edemedim içimde, çaresiz kaldım karşısında... Tefekkür deryasında yıkayıp çıkardı beni yazarın cümleleri... Bir kez daha anladım ki; yazar, "Cümle Kapısı: Kalbin Kapısı" derken çok haklıymış...
Sonra Âdem'in yaradılışı anlatılıyor. Bir insanın yaratılmasını ve Rabbimin insan ruhuna nefesini vermesindeki olağanüstü güzelliğini; yazar,zengin ve incelikli dokunuşlarla anlatıyor. İnsanoğlunun, Rabb katında onurlu ve şerefli bir varlık olduğunu, usta bir üslûpla hissettiriyor.
Buradan, ışıklar, tayflar, pırıltılar, simler, şualar eşliğinde, Âdem ile birlikte tefekkür yolculuğuna çıkıyoruz. Büyülenmişliğin eşlik ettiği bir h a y r e t duygusu Âdemde... Yazar, bu vesileyle bize hayret duygusunu anlatıyor ve hissettiriyor. Cennetin güzelliği karşısında hissedilen büyülenmişlik duygusu, kelimelerin kifayetsiz kalması, ruhu titretiyor. O büyülü ânda, dünyanın keşmekeşinden çıkarak, ruhunun derinliklerinden gelen melodiye eşlik etmek, hayranlığın eşlik ettiği hayret duygusunu ortaya çıkarıyor.
Hayret duygusu öyle hissettirdi ki, Cennetin çarpıcı güzelliği karşısında var olmanın mucizevi güzelliğini anladı Âdem...
Henüz kelimeleri bilmeyen Âdem'in eline kelimeler kitabı veriliyor. Biz de Ademle birlikte kelime kelime, onun yolculuğuna eşlik ediyoruz. Her kelime, atlaması gereken bir sınav oluyor onun için.. Meleklerin Âdem'e secde etmesi, şeytan'ın kibri gibi olaylardan sonra; Havva'nın Âdem'e eşliği ve ikisinin a ş k'ına değiniyor yazar.. Kelimeleri, en süslü kıyafetleriyle dans ettiren yazar, eşsiz bir aşkın kapılarını açıyor bizlere... Edep duygusunun eşlik ettiği aşkların lezzeti bir başka oluyor. Cennetin şölenli bahçesinde, çiçeklerin sarmalayan ve ferahlatan kokuları içinde, birbirlerine sevgi tası sunuyor Âdem ve Havva çifti, ve diyorlar ki birbirlerine;
❝ Bir "İLE" koy aramıza bizi birbirimize bağlasın..❞
Menbaı aynı kaynaktan gelen, ruhu dans ettiren bu s e v g i ile Âdem ve Havva çifti; "sende ben,bende sen" olarak bütünleşirler. Böylelikle Âdem, kelimeler kitabındaki, aşka dair sınavını başarıyla geçmiş olur.
Her sınavdan 100 alamadığı, zorlu bir sınav Âdem'in ve Havva'nın hayat imtihanı.. Kötülükte ahde vefalı olan şeytanın oyunuyla, yasak elmayı yiyen bu çiftin imtihanında, bizim de payımıza düşenleri sorguladım.. Kendi hayatımızda, bizim yasak elmamız neler ola ki? Nerelerde irademizi kullanamıyoruz da, o yasak elmaları yiyoruz? Yazar burada bizi i r a d e kavramına götürüyor. İrade; kararlılığın, kötüye karşı direncin ve baş kaldırının sembolüdür. Hayat imtihanından yüksek notla geçebilmek için, beslememiz ve sarılmamız gereken en kıymetli hayırhahtır. İşte bu kıymetin göz ardı edilmesiyle, Havva ve Âdem çifti, bu sürçmenin bedeli olara dünyaya gönderiliyor.
Yazar, dünyada ayrı yerlere bırakılan bu çift vesilesiyle y a l n ı z l ı k duygusunu anlatıyor bizlere.. Âdem bu bedeli hak etmiş olduğunu kabul etse de, çaresiz bir bekleyiş olan yalnızlığı istemiyor. Tercih edilmeyen yalnızlıklar, kuyuya düşmüş hissi verir insana.. Dünyanın devam eden düzeni ve sesleri içinde, insan kendini kuyuya sıkışıp kalmış gibi hisseder. İşte bu duygularla Âdem, hıçkıra hıçkıra ağlar ve çok yorulur. Pişmanlık ve tövbe ile birlikte, yalnızlık duygusu, Âdemde, duâ çığlığına dönüşür. En güzel kelimelerle Rabbine yönelen Âdem, zor da olsa Havva'sını bulur. Aynı zamanda, Âdem'in yaşadığı yalnızlık duygusu, dünyada tutunacak dalı olmayanları sarıp sarmalar. Onlara yalnız olmadıklarını hissettirir.
Bizler ise,nasip heybemizde, Rabbim'izin bize ne güzellikler vaat ettiğini bilmiyoruz. Yediğimiz her yasak elma, ödenmesi gereken bedelin karşılığı olarak, o heybedeki nasiplerden götürüyor. Bu yüzden, Âdem(as)'ın imtihanı,ibret alınması gereken bir hatırlatıcı olarak karşımızda duruyor.
Havva ve Âdem çifti, çocuklarının dünyaya gelmesiyle, birlikteliklerini yuvaya dönüştürürler. Habil ebeveynliğin tatlı tarafı,Kabil ise acı tarafı... Sidre'nin Habil ile evleneceğini kıskanan Kabil'in engellenemeyen öfkesi,yıkıcı bir güce dönüşür... Kabil'in sözleri Âdem'i çökertir fakat, ne yaparsa yapsın ,Âdem'in sözleri Kabil'i yolundan zerre miktar çeviremez. Meydana gelecek kötülüğü anlayan Âdem'in, yapacağı son eylem, Kabil'i eline bağlayarak uyumaktır. Bunu yapar ve buna rağmen ,o kötülük gerçekleşir. Söz incinir,cümle kopar...
Hani bazen toplumda görürüz,hiç tanımadığımız insanların, evlatları kötü olduğu için ebeveynliği sorgulanır,kişiliği kötülenir. Hâlbuki, Hz.Âdem bile olsan,imtihan bu ya,evladın Kabil olabiliyor... Rabbim ırak etsin. Bir ebeveynin en büyük çaresizliğidir bu durum... Âdem'in çaresizliği, Kabil'in durdurulamaz öfkesi,kini,kıskançlığı, duyguların doruklarını ve olabilecekleri öğütlüyor bizlere..
Ayrıca, katil olmak birinin bedenini öldürmek değildir sadece.. Hepimiz şahit oluyoruz ki, insanın ruhunu öldürerek ölümüne vesile olmak da ,Kabil'in katline ortak olmaktır.
Velhasıl kelâm, insanlığa ve varoluşun derinliklerine doğru yolculuğa çıkaran bu eser, şiirsel ve masalsı anlatımıyla, okumayı keyifli hâle getiriyor. Birbirine ulanan olaylar silsilesinde, her bir olay, elimize yeni sorgulamalar bırakıyor. İyi ile kötü, irade gibi konular romanın ana temasını oluşturuyor..
Bu kitap,ikinciye de okurum dediğim nadir kitaplar arasına girdi. Muhteşem bir anlatım,edebiyat şöleni... Günlük kullandığımız kelimeler, yazarın kaleminde derinleşmiş... Yazar ayetlerle sabit bilgileri edebi bir zemine taşıma konusunda büyük bir başarı göstermiş. Çok lezzetliydi.
Eğer sizler de, Âdem'in kelimeler kitabı eşliğinde, bilincinizdeki bazı kelimeleri tazelemek ya da diri tutmak istiyorsanız, bu kitabı okumalısınız. Okumak isteyenler için şimdiden istifadeli olması dileğiyle...
Keyifli okumalar diliyorum...
Yorumlar
Yorum Gönder