《 M Ü C E L L A 》

 Bazı hikayeler hiç yabancı olmadığımız kurgular anlatır. Lâkin kurguyu okurken zihnimize bıraktığı sorular,hayat yolunda yeni farkındalıklar kazandırır ya da farkında olan kişiler için hatırlatma yapar. Bu hatırlatma da kişiyi,hayat adına yeni anlamlar bulmaya iter. Yani kitaba başladığınız kişi ile bitirdiğiniz kişi aynı değildir çoğu zaman..


Kitabın kapağında yer alan şu cümle;

𝐒𝐞𝐧𝐢𝐧 𝐡𝐚𝐲𝐚𝐭ı𝐧ı𝐧 𝐛𝐞𝐧𝐢𝐦 𝐤âğı𝐝ı𝐦𝐚 𝐝üş𝐞𝐧 𝐲𝐚𝐳ı𝐬ı 𝐛𝐮...

Öyle ya,herkes bu dünyaya kendi kağıdıyla geliyor. Biz o kağıda kendi hikâyemizi mi yazıyoruz, yoksa kendi istediğimiz hikayeyi bir kenara bırakarak, başkasının söylediği hikayeleri mi yazıyoruz? 

İşte bu noktada Mücella, sadece bir roman değildir; aynı zamanda kalemi eline alıp da kendi hayatını yazamayanların baş rolde anlatıldığı, ibretlik bir hikâyedir. 


Her çocuk bir aileye ,bir kadere doğar. Yetişkin oluncaya kadar, bir çiçek misali, ebeveynleri hangi öğretilerle suladıysa ,o şekilde büyür. Bu romanda Mücella, daha o doğmadan babası ölen bir çocuktur. Yalnız kalan annesinin toplumsal ahlak anlayışıyla büyüyen Mücella, bu öğretileri içselleştirir ve itaatkar bir çocuk olarak hayatına devam eder. Hayalleri bile ,toplumun kadına biçtiği rolü içselleştirmiş annesinin engeline takılır. Bunu da kabullenen Mücella, artık hayal dahi kurmaz. Annesinin namus-iffet kaygıları ve dar kalıpları, bırakın Mücella'nın okula devam etmesini,bahçede, annesinin sınır belirlediği ağacı bile geçmesine izin vermez.


Bu bağlamda Mücella'nın annesi Neyyire Hanım'ı ele alırsak; ebeveynlik,bir çocuğa sahip olmak demek değildir, bir çocuğa rehberlik etmek demektir. Ebeveynlik zordur,çok zordur, işin hakkını vermek cesaret gerektirir. Ebeveynlik; çocuğun hakkının olduğu konularda ona güvenmek, yanlışına tahammül edebilmek, bitmek tükenmek bilmeden ona doğruları anlatmak gerektirir çoğu zaman.. Çocukları toplumsal dar kalıplara mahkûm ederek hakkı olduklarını da elinden almak ,esasında bir hayat çalmak demektir.. Hayata bir çocuk getirmekten ziyade asıl ebeveynlik, süreç boyunca manevi anlamda ebeveyn olabilmektir. 


Kitap Mücella'nın komşuları ile sosyolojik ilişkilerine de değinir. Kitapta her ev farklı bir hikâyeye,her karakter farklı bir olaya değinir. Aşk, ihanet,sadakat, çocuğu hakkıyla büyütmeye çalışan ebeveynler,komşuluk ilişkileri gibi konular kurgunun renklerini oluşturur. Yazar,yan karakterlerin hayat kurgularını da ,romana başarılı bir şekilde aktarır. Yazarın,kurguda, Mücella'nın zıttı olan yaşamlara da yer vermesi,Mücella'nın hayatını daha görünür kılmıştır. Mücella ; hayat hikayesini kendi yazabilen farklı insanların hayatlarına şahit olmasına rağmen,yine de kendi yaşamını gerektiğince sorgulamaması ,annesinden miras kalan kalıpları içselleştirdiğini gösterir. Onun için doğru olan artık odur. Taa ki annesi vefat edene kadar.. O saatten sonra sorgulamaya çalışır ama kökleşmiş ve derinleşmiş şemaların izin verdiği kadar... Burada, Nazan Bekiroğlu'nun etkileyici kalemiyle anlatılanları okuduğunuzda,insan dönüp kendine soruyor. Ben kendi hayatımı yaşıyor muyum? Seçimlerim benim seçimlerim mi? Hayatımı anlam ipliği ile nakışlıyor muyum? Hayat resmime anlam katmak için neler yapıyorum? Biliyoruz ki, bize gelen en güzel mektup olan Kur'an-ı Kerim'de ,en çok vurgulanan davranışlardan biri düşünme eylemidir. Bu soruları düşünmek ve yaşamımızdaki doğru seçim için gayret göstermek, insan olmanın görevlerindendir.


Kitap aynı zamanda, 1920-1970 zaman aralığını anlatan dönem romanıdır. 2. Dünya savaşı ve etkileri, Kore Savaşı, darbeler,idamlar,vergiler,zamlar,enflasyon,hayat zorluğu ve insanların hikayelerini ustaca harmanlayan Nazan Bekiroğlu, yaşanan zaman dilimi hakkında da bilgi verir.


Velhasıl kelâm, bu roman zaman içinde ,kimi insanların değişimlerini anlatırken Mücella'nın düz çizgide ilerlemesini sorgulatır. İnsanın kendisine ayna tutar. Oysa olması gereken ,zamanla birlikte bizim de değişmemiz gerektiği değil midir? Değişerek kendimizi bir üst seviyeye güncellemezsek,nasıl alay-ı illiyyine çıkabiliriz ki? 

Bu hikâye hüzünlü yerlerimize dokunuyor. Herkes bu dünyaya bir kere geliyor. Onda da, bir insanın kendi hayatını yaşayamaması çok üzücü.. 

Bir kurgu üzerinden, hayata ve yaşamınıza dair güzel sorgulamalar yapmayı seviyorsanız, Nazan Bekiroğlu kaleminden bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Keyifli okumalar diliyorum

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

《 Ç Ö Z Ü L M E 》

《 İ N S A N O L M A K 》

《 A Ş K - I M E M N U 》