《 ATEŞ SEMAZENLERİ 》
Ateş Semazenleri kitabının incelemesine, kitabın isminden başlamak istiyorum çünkü, kitap hakikaten isminin hakkını veriyor. Ateş Semazenleri, ateş gibi yakıcı duygulardan bahsettiği için bu ismi almış olduğunu düşünüyorum. Kitapta bahsedilen, insanları yakan duygular ve davranışlar; hüzün, keder, hicran, hayal kırıklığı, ihanete uğrama gibi kavramlardır. Bu yakıcı duyguları hisseden insanlar, semazen misali dönerek yani bir nevi arayışla, kendini ve hakikati bulanları temsil ediyor. Semazen misali yanarken arınmayı ifade eden duygu ve davranışlar ise; mücadele, dik durma, sabır gibi kavramlardır...Kitabı okuyunca, kitaba verilen ismin kıymeti daha iyi anlaşılıyor.
Kitap kalpteki yangından bahsederek başlıyor. Bunlar; hicran,hüzün, keder gibi duygulardır. Nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama bir yerde hüzün ve keder arasında şöyle bir fark var diyordu;
H ü z ü n , içinde olumlu bir parça barındıran bir duygudur. Bu tanımı okuyunca zihin dünyamda şöyle bir çağrışım olmuştu. Efendimiz (sav)'e "hüzün peygamberi" diyoruz... Neden?
•Çünkü yaşadığı ağır imtihanlara ve onların getirdiği üzüntülere rağmen ümidi her daim baki ..
•Çünkü Yusuf suresi 87.ayet dahil, tüm Kur'an'ın mesajlarına imanı tam...
( "Sakın Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirlerden başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez" -- Yusuf87)..
Bu bağlamda düşündüğümüzde hüzün esasında, kış ortasında baharın geleceğine inanmaktır. Kışın kasvetli ve boğucu havasına rağmen, baharın ve yazın sıcaklığını hissedebilmektir. Ruhunda, baharda açacak çiçeklerin tomurcuklarını görebilmektir. Şairin de söylediği gibi;
"Güllerim son yangında açıyor şimdi benim "
diyebilmektir belki de..
Tanımın devamında bahsedilen k e d e r ise, bütünüyle olumsuz bir duyguyu ifade ediyor. Hakikaten keder duygusu, tamamen üzüntüye hapsolmayı ifade eder. Bu duygu insanın sırtına ağır bir yük gibi çöker. Sırtını kamburlaştırır. Bu kamburlaşma, insanın hayat yolunda sağlıkla ilerlemesine ve yolunu görmesine engel olur.
Bir de hicran var ki; o da ayrılık acısını, kavuşamamayı ve o kavuşamamak içindeki özlemi anlatır. Hicran, dıştan bakınca görünmese de, kalbi ve ruhu kor gibi kavuran bir duygudur ... Kalbin bir cam gibi kırılması ve ruhun bu kırıklarla yaralanmasıdır. Bu bağlamda şair,
"Hasret binlerce kurşun, vuslat kapanmaz yara"
diye terennüm ettiği(anlattığı) dizelerle, hüzün ve hicran gibi duyguların insandaki yankısını dile getiriyor.
Kitapta bahsedilen diğer bir davranış ihanettir .. İhanet, insanı inkisara uğratan en yakıcı duygulardan biridir. İhanet, sözlerin, yeminlerin hatta bazen eylemlerin bile güvenle birlikte paramparça oluşudur. İhanet, var olan ve asûde bir şekilde devam eden hikâyenin ortasına düşmüş bomba gibidir. Şair,
" Sen sadakat bilmeyen zavallı bir rüyasın "
" En çok sevdiğin yıkar, yürüdüğün köprüyü "
gibi dizelerle ,ihanetin sarsıcı ve yıkıcı etkisini anlatır. Yalan ise ihanetin can kardeşi gibidir. Karşısındaki insanı hak ettiği hakikatten uzaklaştıran her beşer, o ölçüde insanlıktan uzaklaşır. Ne kadar temiz yüzlü, temiz kalpli, temiz kelâmlı, temiz kalemli görünürse görünsün, Rabbim'in aynasında bu insanlar, yönünü alay-ı illiyyinden esfel-i safiline çevirmiş mahlukat konumuna düşerler. Kul hakkı hassasiyeti, bu dünya hayatının enn önemli hakikatlerinden biridir, dolayısıyla bu hassasiyetin bulunduğu gönül belki de bu vesileyle rıza-yı ilahiye en yakın gönüldür.
Kitapta bahsedilen diğer bir kavram ise sabırdır. Belki de insan olabilmenin ve insan kalabilmenin en zorlayıcı durumlarından biri sabırdır. Sabır pasif bir eylem değil, su damlalarının zamanla kayayı oyarak yol yapması gibi aktif bir eylemdir. Şairin;
" Bekle ki gül yağmuru yağsın kirpiklerine " dediği sabır genellikle hüzünle yol arkadaşlığı eder. Zorluklara birlikte duruş sergilerler. Sabır; direniş ve mücadele ile birlikte ruhsal olgunlaşmayı ifade eder. Tıpkı şairin bu dizede söylediği gibi;
" Kır bütün zincirlerini ey hayal, nura yaklaş "
O zincirleri kırmak için verdiğimiz mücadelenin sonu, sabrın selamet getirmesiyle, ışık olacaktır.
Peki sabır,hüzün, hicran kavramlarının sebeplerinden biri olan aşk yok mu dizelerde? Elbette var .. Aşk ve onun doğurduğu sevdayı en güzel anlatanlardan biri de Nurullah Genç'tir. Ümide kapı aralayan, umuda yol olan, insanın ruhuna ışıltı salan bu konuyla ilgili birbirinden güzel dizeler kitaba eşlik etmiştir.
Velhasıl kelâm şair, yakıcı duyguları eşsiz metaforlarıyla bize tanıtıyor. Duyguları tanıtmakla kalmıyor, onları iç dünyamızda bir semazen gibi hakikate dönüştürebileceğimize kapı aralıyor. Şairin en sevdiğim özelliklerinden biri; Feriüddin Attar'ın "Apaşikârsın ama gizlisin demesi gibi duyguları anlatmasıdır. Hakikaten, dizelerde duygunun ismi belli olmasına rağmen, arka planındaki derinlikler herkesin gönlüne ve yaşadığına uygun oluyor. "Şiir ateştir" diyen şaire kulak vermek isterseniz, bu dizelerle dertleşmenin size iyi geleceğini düşünüyorsanız bu kitaba şans verebilirsiniz.
Keyifli okumalar diliyorum...
Yorumlar
Yorum Gönder