《 KİTAB-I AŞK 》
Kitab-ı aşk, adından da anlaşılacağı üzere aşkı anlatan bir kitaptır. Aşk duygusunun tabakalarını, türlerini inceleyen ve asaletini anlatan bu kitapta, aşk'ın en güzel ve gerçek hallerini okuyoruz. Menbaı Rabbim'izden gelen aşk'ın, ruhun hakikatiyle özdeşleştiğini anlatan cümlelerini okuyoruz. Başta Efendimiz sav olmak üzere; İslâmı, hakikâtte yaşayanların hissettiği, haya perdesinin en güzel ışıltısıyla okuyoruz aşkı ...
Bu kitap, kalp dediğimiz kavramın ruhun baş tacı olabileceğini anlatıyor.
Yazar kitabın mukaddimesine, "Aşktır ki, gerisi vesairedir.." , diye başlıyor. Yazar burada ilahî aşka dikkat çekerek, evrendeki her şeyin onun bir yansıması olduğunu anlatıyor. O aşktır ki; gönül tazeler, yeniler, ruhu çiçeklendirir. "Aşk ile insan elbet güneşe benzer; ve aşksız gönül misal-i taşa benzer.." diyerek, ilahi aşktan doğan tüm aşkların gönül sahnesinde yankı bulduğunu, gönül sahnesinden evrenin her zerresine yayıldığını anlatıyor. Daha sonra yazar kitabı üç bölüme ayırıyor. "Aşk-ı İnsanî " , "Aşk-ı Hayalî " , " Aşk-ı Hakikî " olan bu bölümlerde, aşkın farklı katmanlarını, divan şiiri ile destekleyerek, onu tasavvufî bir bakış açısıyla anlatıyor.
Aşk-ı İnsanî bölümünde yazar, sevgiyi sorgulayarak başlıyor. Yazar bu bölümde, beşeri aşkın sevgiyle güzel olduğunu vurguluyor. "Aşk geçici görme bozukluğudur" diyen uzmanlar, aşkın sevgiye dönüştüğü noktada, iki cihan saadetine vesile olacak bir birlikteliğin başlayacağını vurguluyorlar. Aşk sevilenin güzelliğini görür,kusurlarını görmez; sevgi ise gözleri açık ve sağlam bir kabûldür. Sevgi, aşk gibi yanıp da kor olan bir ateşin bitmeyen sıcaklığıdır. Yazar da bu bakış açısıyla, hayatımıza dokunan her şeyin sevgiyle bağlantılı olduğunu divan şiiri beyitlerinin edebi lezzetiyle anlatıyor. Sevdanın, insanın erdemlerini geliştirdiğini vurgulayarak; insanı sevmeyen Allah'ı cc sevemez temasına vurgu yapıyor. Sevgilinin fiziki özellikleri, ilk bakış, sevgiliyi düşünme gibi aşkı besleyen özelliklere değinirken; özellikle __haya__ duygusuna vurgu yapıyor. Haya öyle bir perdedir ki, sadece bedeni korumakla kalmaz ruhu da korur. Bu duygu, dış dünyanın güzelliklerini görmeye izin verir ancak ruhun en mücevher sırlarını ifşa etmez. Aşkın menbaını bilen insan için h a y a çizgisinde yürümek, o kaynağın Sahibine (cc) s a d a k â t t i r. Bu vesileyle yazar, beşeri aşkta sağlam ve makbul olan özelliklere değiniyor.
Aşk-ı Hayalî bölümünde yazar; aşk duygusunun tüm zerrelerimize dağılabilmesi için, ruhlarımızı yontmamız gerektiğinden bahsediyor. Aşk, incelik ve zarafetle lezzetleniyor ve ruhun kılcallarında ilerleyebiliyor. İnsanın bireysel olarak davranışlarına ekleyeceği zarafet ile ruhunun da şekil alacağını vurguluyor.
Aşkın doğurduğu sevgi gayret ister. Sevgi, eyleme dökülerek sözlerle desteklendiğinde çoğalır ve bereketlenir. Erdem Beyazıt'ın da dediği gibi, _iaşkın diğer adı da berekettir. Bununla birlikte, sevgiyi sağlamlaştıran en kıymetli duygu sadakate de değinen yazar, onu asla eskimeyen bir mücevher gibi anlatır. Sadakât, gönül coğrafyasının sarsılmaz ağacıdır. En yaman fırtınalarda bile sökülmeyen, bulunduğu yere kök salarak gölgesiyle çimeniyle orayı güzelleştiren ve çiçeklendiren bir ağaçtır. Sadakâtin olmadığı bir kalbi katran bağlar. Cennet çiçekleri o kalpte çiçeklenmez. Gözünün gördüğüne(insana) ihanet__(yalan dahil!) edenin ,görmediğine(Rabb) sadık kalması mümkün değildir..!
Aşkın yüceliği onun giz'inde ve sadakatindedir diyen yazar, bu mücevheri koruma yollarını hakikate uygun aşk edebiyatı ile anlatıyor. Aşk sırdır, en kıymetli giz'dir. Aşk sırrını, ağyara(yabancı) agâh(bildirme) eylememek, mücevherin kıymetini korumak için mühimdir diyor yazar..
Bunun dışında kıskançlık, hasret, özlem gibi duygulara vurgu yapan yazar, tüm bu özelliklerin aşk duygusunu besleyebilmesi için, ruhun yontulması gerektiğinden bahsediyor. Bu anlatımı divan şiiri beyitlerini kelime kelime açıklayarak yapması, hem büyüklerimizin aşk yolculuğuna haya çerçevesinde bakmamızı sağlıyor; hem de okuma serüvenine lezzet katıyor.
Gelelim esas aşk olan Aşk-ı İlahî'ye ...
Yazar bu bölümde Aşk-ı ilahi'den bahsederken; Can'ıM deyip Allah'ı cc, Gül'üM deyip Efendimiz (sav)'i anlatıyor. Bu anlatımda divan şiiri beyitlerini ayet ve hadislerle destekleyerek, ruha ve gönle hitap eden açıklamalar yapıyor. Yunus’un, Mevlana'nın, Fuzûlî'nin aşk ateşini, beyitlerdeki metaforlarla destekliyor. Okurlara, İlahi aşkı tefekkür etmenin yolunu açıyor. Allah cc güzeldir güzeli sever cümlesiyle, güzelliklerle ilahi aşka ulaşabileceğimizi söylüyor. Bunun için öncelikle gönlümüzü yaradılışa uygun olarak sevmemiz ve korumamız gerektiğini anlatıyor. Nasıl olur yaradılışa uygun sevmek? Gönül Çalab'ın tahtıysa, Çalab gönüle bakıyorsa; sadakat,doğruluk,haya gibi insanı alay-ı illiyyine götüren duyguları gönül toprağına ekip beslediğimizde, o gönül yaradılışa uygun sevilmiş oluyor. Mutlak Güzel'den renk devşirmek istiyorsak, hakikatin güzeli görmek olduğunu söylüyor. Nitekim büyüklerimizin de dediği gibi; “Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır”.
Velhasıl kelâm bu kitap, Aşkın, "insanî" boyuttan başlayıp "ilahî" boyuta ulaşan katmanlarını ve türlerini irdeleyerek aşkın derin anlamlarına odaklanıyor. Yazar, aşkın ucuzladığı, bayağılaştırıldığı bu çağda; gerçek aşkın kaynağını ve güzelliğini anlatıyor. Bunları anlatırken değindiği "haya" ve "sadakât" ile gerçek aşkı bereketlendiren iki kavramı özellikle vurguluyor. Örnek gösterdiği divan şiiri beyitlerini kelime kelime açıklayarak aşkın derinliklerine inerken, okuma serüvenini lezzetlendiriyor. Yazarın edebi kalemini konuşturduğu bu yazılar, edebi derinliği sevmeyenler için zevkli bir okuma olmayabilir. Ama aşk edebiyatı üstüne derinlikli okuma yapmak isteyenler için güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. Gönlünüze aşkla ilgili cümleler devşirmek isterseniz, siz de bu kitaba şans verebilirsiniz.
Keyifli okumalar diliyorum..
Yorumlar
Yorum Gönder