《 P A R A 》

 Necip Fazıl Kısakürek’in "Para" isimli tiyatro eseri, insanların parayı amaç hâline getirdiklerinde nasıl insanlıktan çıkabildiklerini gösteren bir eserdir. Bu eseri okuduğunuzda belki sizlere de bu senaryo tanıdık gelecektir. Baş karakterimiz "O" diye hitap edilen bir banka müdürüdür; lakin para da bu eserde önemli bir karakterdir diye düşünüyorum. Zira para, tüm eser boyunca etkisini hissettiren, sarsıcı mesajlar veren bir tema olarak anlatılır. Para bu eserde sadece bir tema değil, insanların ahlaki notunu gösteren bir karnedir.


Baş karaktere bir isim vermekten ziyade "O" diye hitap edilmesiyle esasında, parayı amaç hâline getirerek insanlar üzerinde kontrol sağlamaya çalışanların temsil edildiğini düşünüyorum. Yani "O" karakteri, bu tür insanların hepsinin ismidir.Eser sadece tiyatro diyalogları (muhavere) anlatmıyor, insanın insanlık yolculuğundaki iki ucuna dikkat çekiyor. Alay-ı illiyyin ve esfel-i safilin arasındaki yolculukta, insanların nasıl esfel-i safiline düştüklerini terennüm ediyor. Dar-ı dünyada önümüze düşen bazı nimetler bizi bir yol ayrımına çıkarır. Bu yol ayrımında bulunan iyi yol ve kötü yol, insan iradesi ile seçilir. Para da bu nimetlerden biridir. Para insan hayatında bir araç olarak kullanıldığında, mayalanan hamurun kabarması gibi büyür ve bereketlenir. İyiliğe, güzelliğe yatırılan her maya, alay-ı illiyyin yolunun taşlarını döşer ve basamak basamak o güzel mertebeye yükseltir. Lakin eserdeki gibi para amaç hâline getirilip hırsa bürünmüşse, deniz suyu içen insanın sürekli susaması gibi, o hırsı bitmez. Paraya ulaşır ama ferahlayamaz, doymaz. Daha çok ister. Paraya daha çok ulaştıkça ve hırslarına mağlup oldukça vicdanı adım adım katran bağlar. Ve vicdanının ışığı yavaş yavaş söner.Ailesine sevgisi kalmaz, en yakınlarına bile güveni yok olur. Herkesi parayla kontrol etmeye başlar. Bir nevi ilahçılık oynar. En yakınlarını ve çevresindekileri parayla test ederek onlarla olan bağlarını yıkar. İnsan sadece bedeniyle var olmaz, ruhuyla insan olur. Ruhun da insanlığa ulaşabilmesi için manevi değerlerle doyurulması gerekir. Nasıl ki beden sağlığı için sağlıklı besinlere ihtiyacımız varsa, ruhumuzun da ölmemesi için güzel değerlerle beslenmeye ihtiyacı vardır. Zira ruh da beslenmezse ölür ve kalp mühürlenir. Bakara Suresi 7. ayette şöyle söylenir: "Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır." İşte bu eser, paranın insanı götürebileceği yeri gösteren bir oyundur.


Eserde "O" karakterinin yanında bir de "BENZERİ" karakteri vardır. Bu kişi de, "O" karakterinin fiziki olarak aynısı olmasına rağmen güzel ahlakın temsilcisi olarak bulunur.Yazar bu karakterle, insan olarak birbirimize benzediğimizi ama irademizle yollarımızın farklılaştığını anlatıyor diye düşündüm. Yazar, kurguladığı bu senaryoyla bir insanın para hırsının nasıl bir yalnızlığa yol açtığını, paraya güvenerek ölmeyecek gibi gününü gün edenlerin sonunun ne hale geldiğini çarpıcı bir tabloyla anlatıyor. Paraya güvenilerek kurulan tuzakların nasıl yön değiştirip sahibini bulduğunu çarpıcı şekilde gözler önüne seriyor. Bu kitap erken dönem(1942) yazıldığı için mi bilmiyorum, dili biraz daha ağırdı. Ama edebî hitabeti yine etkileyiciydi.


Hasılı yazar bu eserde parayı, ekonomik bir araç olarak değil, insanlık sınavı olarak ele alır. Karun'dan bu yana akıllanmayan beşeriyetin sonunu bir kez daha bu tiyatro eseriyle ortaya koyar. Zengin, borçlu, vicdanlı, çıkarcı kişilikler ve insanın yakın çevresi gibi unsurlarla yazar, para üzerinden toplumsal bir panorama çizer. Böylece paranın toplumdaki konumu ile ilgili düşünmeye davet eder.Bu bağlamda konu ilginizi çektiyse, sizler de kitaba şans verebilirsiniz. 

Keyifli okumalar diliyorum...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

《 Ç Ö Z Ü L M E 》

《 İ N S A N O L M A K 》

《 A Ş K - I M E M N U 》