《 VE SEN KUŞ OLUR GİDERSİN 》
Bu kitabı okumaya başladığımda İbrahim Tenekeci'nin satırları dolaştı zihnimde... Şairin;
Yüksek bir yerde sustuk sadece,
Hâlden anlayan dağlar mı bunlar?
..demesi gibi soruyorum; "hâlden anlayan satırlar mı bunlar eyy Tarık Tufan ?".. Hâlden anlamak, birileri tarafından anlaşılmak, ne güvenli ve ne huzurlu bir his insan için.. Kitaba sarılma ve onları limanımız kabul etme sebeplerimizden biri de bu değil mi? Satırlar arasında güvenle dolaşırken anlaşıldığımızı hissetmek..♡(˘⌣˘ )
Neden hâlden anlayan satırlar diyorum peki?
Zaman zaman hepimiz depresif ruh halinden geçeriz. Kimimiz için hafif geçen bu süreç, kimisi için fazlasıyla ağır geçer. Bu kitapta yazar, iç dünyamızda yaşayabileceğimiz hafif ya da ağır bir çok sancıyı, hâlden anlayan cümle kalıplarına dökerek ifade eder. Yani varoluşsal sancıları cümleleştirir. Fakat ilk başlarda, hâlden anlayan satırlarla başlayan bu süreç, karakterin hikâyesi dolayısıyla gittikçe ağırlaşır ve karanlık bir çıkmaza doğru ilerler.
Kitapta kurgu,isimsiz bir beyefendinin anlatımıyla ilerliyor. Terk edilme, ölüm, platonik aşk gibi güçlü duygulara maruz kalan bireyin gittikçe karamsarlaşan ruh hali ifade ediliyor. Farklı karakterlerin bakış açılarına yer verilmesiyle de, kurgu katmanlı bir hâle geliyor ve zenginleşiyor. Bu kitap sadece bir kurgu anlatmıyor, insan psikolojisinin derinliklerine doğru yola çıkarıyor.
Yazar bizleri, kurban modda tutunmuş ve orada kalmış bir insanın hikâyesine götürüyor. Nedir kurban mod? Psikolojiye göre, bu insanlar tüm kötülüklerin kendi başına geldiğini düşünen, bu imtihanlarla beslenen kişidir. Onlar, hayatları adına sorumluluk almazlar ve çözüm için bir adım atmazlar. Bu kişiler, kendi olumsuz ruh halini besleyecek ortamlarda olurlar. Çözüm önermek ya da çözüm için yardımcı olmak isteyenlerden uzaklaşırlar. Çünkü bu durum onların ruh halini beslemez, hayatı için sorumluluk alması gerekir. Psikolojiye göre sağlıklı kişilikler ise, zaman zaman kurban moda düşse de orada tutunmaz. O bir imtihanla karşılaştığında şu soruyu sorar;
"Olan oldu, bundan sonrası için ne yapabilirim?"
Ve bu soruyla çözüm arayışına girerek,'zamanın eşliğindeki sabırla birlikte', imtihanlarını tecrübeye dönüştürmek için sorumluluk alırlar.
"Sizi mutlaka biraz korku ve açlık ile; biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden noksanlaştırmak sûretiyle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!"(Bakara- 155)
..ayeti gereğince imtihanlar her zaman olacak, ama çözüm yolları da olacak...
Nitekim yazarın da söylediği gibi, insan sayısı kadar yol vardır ve önce yola çıkmak gerekir. Bilemeyiz ki yol bize ne getirir.... Biz inanıyoruz ki, "Kader gayrete aşıktır "... Dolayısıyla belki de gideceğimiz yollar, Yahya Kemal Beyatlı'nın ifade ettiği gibi __"uzun ve güzel bir masaldır"__, kim bilir...
Kitabın ismi, "Ve Sen Kuş Olur Gidersin". Kuş olup gitmesini istediğimiz bize verilen ömr-ü hayatımız mı, yoksa zorluklar mı? Bence yazar bu kurgu ve isimle, hayatımıza bakarak değil, hayatımızı farkındalıkla görerek bu soruyu cevaplamamız gerektiğini söylüyor.
Velhasıl kelâm, kitap anlatımı ve iç diyaloglarıyla bizleri, melankolik bir hikâyeye davet ediyor. Satır aralarında bizi karşılayan felsefik cümleler ile bizleri düşünmeye sevk ediyor. Karakterin; sevdiğini söyleyip adım atmaması, güzel bir hayat isteyip çabasız kalması insanı çıldırtıyor. Karşımızda kurban moduna düşmüş, orada kalmak için çırpınan, uzatılan yardım ellerini kabul etmeyip çemkiren bir ömr-ü insan duruyor. Yazar bu kitapla okura, hayatını böyle geçirmek ister misin, yoksa sorumluluk almayı tercih eder misin diye soruyor. Karar okurun...
Bu anlattıklarım çerçevesinde ilginizi çektiyse kitaba şans verebilirsiniz.
Keyifli okumalar diliyorum...
Yorumlar
Yorum Gönder